'Ama inan bana, hiç kimse seni o kız çocuğu gibi, yani benim gibi, olduğum ve hep öyle kalan ben gibi köle misali, bir köpek gibi sadakatle ve büyük bir bağlılıkla sevmemiştir. Çünkü yeryüzünde hiçbir şey bir çocuğun fark edilmeyen sevgisine benzemez.'
Ah... Bunun bendeki anlamı çok büyüktü. Biri beni sevmeyebilirdi ancak önerdiğim bir kitabı okuyorsa işte o kıpırtı... Bozulan kalp ritmi...
--------
Yazdığı bu cümle ona geçen konuşmamızda önerdiğim Olağanüstü Bir Gece kitabına aitti. Benimle alay edercesine gülüp geçmiş ancak yine kalbimi tekleten o şeyi yapmıştı. Kitabı okumuştu. Sadece okumamış... Üstelik anlamıştı.
Dünyanın bana öğrettiği bir şey vardı, o da insanların tüm günahlarını şeytanın sırtına yükleyecek kadar kendini bilmez ve aklını kaçırmış oldukları. İnsanlar olarak her zaman mağdur olmayı seviyorduk, bizler yanlış yapmazdık, hep yanlışa yönlendirilmiş olurduk. İşlediğimiz suçlar hiçbir zaman bizim olmazdı. Muhakkak nedenleri olurdu.
Şeytana uyardı insan mesela.
Şeytan çelerdi akıllarını.