"Birçok insan 'alma' ve 'verme'nin birbirinden farklı durumlar olduğu sanısındadır. Çünkü onlar için birinin sorunlarıyla ilgilenmek ya da ona bir armağan almak 'verme', benzeri davranışların kendilerine yapılması ise 'alma' anlamını taşır. Ama bu davranışların içsel yaşantımızın gerçeklerini yansıttığını nasıl bilebiliriz? Çünkü bazen verilen şey sevgiden değil, kendimizi yadsımaktan kaynaklanmıştır. Bu sorunun yanıtı 'ne' verdiğimiz yerine 'nasıl' verdiğimizi anlamaya çalışarak bulunabilir. Kimi insan almadan vermemekte direnir, kimi ise karşılığını alabilmek için verir. Oysa almak ve vermek aynı anda yaşanan olgulardır. Kendimizi hissederek ve hissettirerek verdiğimizde bunu karşı taraf algılar ve o da kendisini hissettirir. Onu hissedebilmek de bize bir şey verir. Bu öylesi bir yaşantıdır ki o anda insanlar ayrı varlıklar olduklarının bilincinde değildir. Ama benliğini böylesine paylaşmak, bir diğer insana tutsak olmaktan çok farklıdır. Bu, sevginin kendisidir."
"Mutlak Hakim olan yaratıcının bu hakimiyeti, yaratılmış mahluklarla ve bu mahlukların batıl görüşleriyle koalisyonu kabul edebilecek bir hakimiyet değildir."