Duyguları tanımlayan sözcükler çok belirsiz, bunları kullanmaktan kaçınıp nesnelerin, insanların kendileriyle, yani olayların sadık betimlemeleriyle yetinmek lazım.
Okuma sayısının ve puanının yüksek olmasıyla kitap fuarında gezerken aldım.
İlk sayfalarda yazarın duygusuzluğuna herhalde sadece ben rahatsız oluyorum sanmıştım, yanılmışım. Diğer karakterler de rahatsız.
Kitap baya sürükleyici sıkılacağınızı sanmıyorum.
Yaşasak ne olur? Yaşamaksak ne olur? Evlensek ne olur? Evlenmesek ne olur?
O gün mavi giysek ne olur? Beyaz giysek ne olur? Hayatı ciddiye alsak ne olur? Almasak ne olur? Sonunda ölmeyecek miyiz?
Gibi bir mesaj var kitapta.
İsteğim:
Annesinden bahsederken hep anne diye yazıyor ancak babasından bahsederken babam yazmış. Bu kadar duyarsız birinin babam yazması ilgi çekici bir durum. Okuyan arkadaşlarla bunu tartışmak isterim.
Ayrıca şunu farkettim:
Fiziksel koşullar yazarın hayatını çok etkiliyor. Mesela çok sıcaksa annesinin cenazesini ya da mahkemedeyse verilecek kararı çok düşünemiyor.
Bizler de bazen bunu yaşamıyor muyuz? Mesela önemli bir toplantı varsa ve karnımız çok doluysa toplantıya çok odaklanamayız.
Ya da hava çok sıcaksa dışarda önemli bir konu konuşamayız. Bu kitap biraz da böyle bir bilinç yarattı ben de.
İyi okumalar.
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,1bin okunma