“Kendi kendini aldatmak, başkalarını kandırmak kadar basit değildir ve insan kendi içindeki adaletten ürkmeye başlar…”
Peyami Safa bu kitabında günümüzde bile hala cereyan eden toplumumuzun yaşamış olduğu çağdaşlaşma sancılarını ele alır. Bir tarafta doğuyu - yani memleketin öz kültürünü-temsil eden Şinasi ve diğer yanda batıyı-moderniteyi ve çağdaşlığı -temsil eden Macit. İkisinin arasında gidip gelen, kendisini hangi tarafa daha yakın daha ait hissettiğini bilmeyen Neriman’ın içsel çatışmaları o kadar güzel aktarılmış ki ,okurken bende aynı çatışmaları kafamda yaşamış bulundum.
İki uç noktanın ortasında kalmak ve ne istediğini tam olarak bilememek, yazarın mükemmel işleyişi ile okurken bende de vücut buldu. Açıkçası kendim de tıpkı Neriman gibi kültürüne bağlı bir aile tarafından yetiştirilmiş olduğum için karakter ile bağ kurmam zor olmadı. Ancak ben Neriman’ın aksine yetişmiş olduğum kültür ortamı için tereddüt etmedim ve hep buraya ait olduğumu hissettim. Elbette ki çağdaş bir insan olmak mükemmel bir şeydir, ancak kitapta bana göre yazarın da savunduğu gibi çağdaş olmak balolarda boy göstermek,batı tarzı bir yaşam benimsemekten ziyade kendini her alanda geliştirmek ve okumak, her türlü fikre ve eleştiriye açık olmak, insanları insan oldukları için değerli görmek demektir.
Eğer hâlâ okumamışsanız kesinlikle okumanızı tavsiye ederim, her ne kadar eski bir dönemde geçiyor olsa da zamansız romanlardan bir tanesidir kendisi.
“Ah insanlar niçin herşeyi anlamıyorlar? Beş dakika, on dakika, yarım saat kendilerini unutsalar, kendilerini karşılarındakinin yerine koysalar, tam onun gibi- fakat hiç eksiksiz ve tam -onun gibi duysalar, herşey ne kadar yerli yerinde olacak. Hayır! İllaki zıddiyetler,öfkeler,yanlış anlaşılmalar,kıskançlıklar,inatlar, şüpheler, hakim olmak arzuları…”
“Niçin sen artık dünkü sen değilsin? Niçin biz bugün ikimizde kıymetli bir şey kaybetmiş gibiyiz? Niçin bugünün düne benzemiyor? Niçin dünkü gibi rahat adımlar atamıyorsun? Niçin böyle oldun?”