Zunnun' ül Mısrî (rahimehullahu) buyurur; " Allah'ın öyle kulları vardır ki, kalp çiçeği diker gibi günah ağaçları diktiler, onları tevbe ile suladılar, meyveleri pişmanlık ve hüzün oldu.Deli olmadıkları halde delirmiş gibi görünürler, bilinen dışında söyleşerek mest olurlar, bunlar Allah'ı ve O' nun Resulünü tanıyan tatlı ve düzgün sözlü kimselerdir.
Sefa bardağından su içmişlerdir, uzun süreli belâlara katlanmak onlara miras kalmıştır.Kalpleri "Meleküt" âleminde hayrete dalmış, düşünceleri"Ceberut" kıvrımları arasında dolaşmış, pişmanlık revakı altında gölgelenerek günah defterlerini okumuşlardır, nefislerini eleme vâris saymışlar, böylece "vera" merdiveninden tırmanarak "zühd" doruğuna ulaşmışlardır.
Dünyanın ayrılık acısını tatlı görmüşler, mezarın sertliğini yumuşak bulmuşlar, böylece kurtuluş ipine ve selâmet kulpuna tutunmaya muvaffak olmuşlardır.
Yükseklerde uçuşan ruhları "naim" bahçelerine konmuş ve hayat denizine dalmışlardır.Elem hendeklerini doldurmuşlar, azgın nefsi arzuların köprülerini aşmışlar, böylece ilim vahasına inerek hikmet pınarından kana kana içmişlerdir.
Zekâ gemisine binmişler, selâmet denizinde kurtuluş rüzgârı ile yelken şişirerek "rahat" bahçelerine, yücelik ve soyluluk kaynağına ulaşmışlardır."
Sayfa 104 - Çelik Yayınevi