Yeri belli olan ağrılardan, sızılardan şikayet etmeye sebep yok. Mesela insan ağrıyan bir dişini söküp atıyor… Fakat benimki gibi insanlığın en derin, en karanlık yerlerinden gelen kaynağı belirsiz ağrılar için ne yapmalı?
Biz insanlar, hepi topu yetmiş yıllık bir ömrü, tutunacak dal, sığınacak liman, boğulacak deniz aramaya harcayan zavallıcıklar; türlü hatalara diyet niyetine ömrümüzü eritiyor, labirentteki fareler misali çıkış yolları ararken, kaybolmanın ve kaybetmenin kederinden, bulmanın neşesine daireler çiziyor olabilir miydik?