Ruby, “O yetişkin bir adamdı ve sen on beş yaşındaydın,” diyor. “Ona işkence etmek için ne yapmış olabilirsin ki?”
Bir an için konuşamıyorum, aklıma, sınıfına girdim. Var oldum. Doğdum, dışında bir yanıt gelmiyor.
“Sorunun ne olduğunu düşündüğünü bana anlatabilir misin?”
Denizin yusyuvarlark cilaladığı ama ansızın bir pençe çıkarıp başka bir şeye dönüşebilecek çakıl taşlarıymışçasına, sözcükleri kuşkuyla evirip çevirdim.
Sorunun ne olduğunu düşünüyordum?
Sanki gerçekte bir sorunum yokmuş da yalnızca ben öyle sanıyormuşum gibi.