Aynı zamanda sana bir şey öğretmeyen her türlü acı boşuna çekilmiş bir acıdır.
..
Bir yıkımın büyüklüğüne üzülecek yerde, onun bir işe yaramayışına üzül.
Bir de şudur olgunluk: kendi dışımızda bir şey aramayıp iç hayatımızın kendi ritmiyle dile gelmesini, bu ritmin önemli olduğunu bilmek. O zaman anılarımızın bilinmeyen ve köklü olgunluğu ile karşılaştırıldığında, değersiz ve maddi görünür dış dünya. Tenimiz ve kanımız olgunlaşmış, ruhsal bir zenginliğe kavuşmuş, soluklu bir ritim elde etmiştir. Kendine yeterli bir yalnızlıktır olgunluk.
Gençlik ise ne kendi bedenine sahiptir ne de dış dünyaya.
Okurken aradığımız yeni düşünceler değil, kendi düşüncelerimizin basılı sayfada doğrulandığını görmektir. Bize çarpıcı gelen sözler, kendimize mal ettiğimiz -içinde yaşadığımız- bir evrende yankılar yapan sözlerdir. Bu titreşim içimizde yeni başlangıç noktaları bulmamıza yardım eder.
Acı çektiren de nefrettir. Nefreti yenmek demek, kendini tanımaya, kendine egemen olmaya, kendini doğrulamaya, dolayısıyla acı çekişe son vermeye doğru bir adım atmak demektir.