Renée , Paris'te elit bir apartmanın kapıcılığını yapan ; kendini dul ,yoksul ama ölçülü ve çok yalnız biri olarak tanımlayan 50 li yaşlarında bir kadın.
Oysa gerçek çok başka. Müthiş bir kütüphaneye , edebiyat ,müzik, film ve resim bilgisine sahip Renée. Fakat entelektüel olduğunun farkedilmesini ve dikkat çekmeyi hiç istemiyor. Tıpkı bir kirpinin dikenleriyle kendini koruma güdüsüne sahip olduğu gibi , o da "kapıcı" kimliğiyle iç dünyasının derinliğini ve zarafetini koruyor.
Bir dostu var: Paloma. Henüz 12 yaşında ve aynı apartmanda yaşıyor. Felsefeye meraklı , intihara meyilli, toplumun dışında kalmayı destur edinmiş ve çok zeki bir kız. Paloma, bence günlükleriyle zengin iç dünyasına mıknatıs gibi çekiyor okuyucuyu.
Bir de apartmana en son taşınan, zarafet timsali Japon komşu Kakuro var. Düğümleri çözen, içinize ferahlık ve dinginlik veren; farklı insanları edebiyat, felsefe ,sinema ve resimle birleştiren bir beyefendi...
Sürpriz bozmak istemem fakat kitabın sonunu çok sarsıcı buldum. Bana çevremizdeki insanların "gerçeklerine" değer vermemiz gerektiğini bir kez daha hatırlattı. Farklılıkların bizi zenginleştiren önemli bir unsur olduğunu vurguluyor. Çok katmanlı, düşündüren başarılı bir roman yazmış Muriel Barbery.
"Kirpi mesafesi " deyimininin özeti gibiydi sanki... Şu kısacık hayatta birbirimizi incitmeden de ,değiştirmeden de sevebiliriz, lütfen unutmayın.
Keyifli okumalar.