"Ev kadınlığı zor iştir. Madende çalışmak, cellatlık ve mezarcılık hariç çoğu meslek, ev kadınlığından iyidir. Bütün gün çalışacaksın ama karşılığında para verilmeyecek. Emeğinin karşılığında sadece ihtiyaçların bütçe dâhilinde karşılanacak. Çalışma süren zaman zaman günde 12 saati geçecek. Sigortan, emekliliğin, yıllık iznin, hafta sonun yok; iş gezisi hiç yok. Öğle tatili; çevre kafeler, restoranlar ya da en azından sohbet edilebilen bir yemekhane yerine, yalnız başına mutfakta geçiştirilecek. Sosyalleşme, iş yeri dedikodusu, partiler gibi küçük heyecanlar ve eğlenceler söz konusu bile değil. Özel bir iltifat, teşvik ya da prim olmayacak. Hatta özellikle senden 20–25 yaş küçük olan patronlar, bir yandan işlerin iyi gitmediğinden şikâyet ederken bir yandan da yaptıklarını bozacaklar. Çalışmanın sonucunda kalıcı bir eser ya da bir sonuç olmadığı gibi, her hafta aynı iş düzeni tekrarlanacak. Terfi söz konusu bile değil. Üstelik işinden bahsetmeye başladığın anda herkes sıkılıp kaçacak delik arayacak. En kötüsü de kimse senin çalıştığını kabul etmeyecek. Komşunun haftada iki saat İngilizce dersi veren 16 yaşındaki kızı bile çalışıyor görünecek; sen ise işsiz."