Bir bitkiyi saksısından çıkarmanın ve başka bir saksıya dikmenin ya da otel değiştirmenin çok da önemi yoktur. Bu bitkinin doğasını da yolcunun kişiliğini de değiştirmeyecektir.
Zackarina bisikleti kumsalda bıraktı. Neredeyse sürünerek, aç ve yorgun eve döndü. Ama deniz kıyısındaki evin mutfak kapısından içeri girerken, kapının eşiğine ayağını çarptı. Öyle aman aman bir çarpma değildi, birazcıktı. Yere bile düşmedi ama, "Ay! ay, ay ayyyy!" diye bağırdı Zackarina. "Ayak parmağım, çarpıp öldürdüm."
Babası koşarak gelip Zackarina'nın ayak parmağını inceledi. Kırılmışa benzemiyordu. Evet, gayet sağlıklı görünüyordu ama Zackarina yine de ağladı.
"Neyin var senin?" dedi babası. "Sen böyle küçük şeyler için ağlamazdın! Bütün gün düşersin de gık bile demezsin."
"Aynı şey değil," diye burnunu çekti Zackarina. "O zamanlar ağrımıyordu çünkü eğlenceli bir şeyler yaparken düşüyordum."
"Ama hiçbir şey yapmıyorsun ki," dedi Zackarina. Bir parende attı.
"Aynen dediğin gibi," dedi Kumkurdu. "Hiçbir şey yapmıyorum. Benim işimin adı hiçbir şey, dünyanın en ağır işi bu."
Pedagoji, eğitim yaklaşımları, anaokulları ve okullardaki ders işleyiş şekilleri ve aile ortamındaki yetiştirme şekli tüm bunlar ancak ruhsal gelişim düzeylerinin yaşlarına uygun olmalarına dikkat edilirse etki edebilir ve çocukları doğru yola getirebilir.