Kitaplar hakkında yazı ve öneriler..
Bu yıl yeni keşfettiğim yazarlardan biri Lucy Score.Aslında önceden almıştım kitaplarını ama zamanı gelmemişti bu sene küçük bir iyilik ve üstesinden gelemediğimiz şeyler kitaplarını okudum.İkiside çok güzeldi ama küçük bir iyilik favorim oldu :) Huysuz günışığı olan bir trope vardı ama onun dışında aslında karakterler birbirlerinden nefret etmiyorlardı bu da beni kendine sevdirdi.Aynı zamanda karakterler 30 ve 40 yaşları arasındaydı ki bu çok hoşuma gitti.Artık bende 30 yaşındayım ve gerçekten lise kurgusu okumak çok hoşuma gitmiyor.Bazı istisnalar var tabii ki ama çoğunlukla benden yaşça küçük bireylerin kitaplarını okumak beni pek sarmıyor.O yüzden hem küçük bir iyilik hemde üstesinden gelemediğimiz şeyler çok beğendiğim kitaplar oldu.Üstesinden gelemediğimiz şeyler dizi olacakmış sanırım keşke olmasaydı ama bazı şeyler aklımda kendi canlandırdığım şekilde daha güzel o yüzden izlemeyi pek düşünmüyorum.Anlaşma kitabının dizisi güzeldi ama diğer karakterlerin oyuncularını pek beğenmedim o yüzden izlemeyi düşünmüyorum.Ama bir gün kitaplarını okurum popüler olmayı bıraktığı zaman.Ben tamamen kitapçı biriyim.Dizi ve film izlemeyi sevmiyorum keşke her zaman herkes kitap okusa ve her zaman aklımızda nasıl canlandırdıysak öyle kalsa..Lucy score okumayı kesinlikle tavsiye ediyorum <3 #küçükbiriyilik #üstesindengelemediğimizşeyler #kitapönerisi #keşkeherkeskitapokusa
Yeni bir kitap
Gerilim denilince aklıma ilk gelen, en sevdiğim yazarlardan biri olan Alice Feeney yeni kitabı geldi. Bunu da okumak için sabırsızlanıyorum. Diğer kitapları gibi bu kitabı da eminim ki muhteşem olacak. 🙂
1000Kitap
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
bizim red flag özellik: çok netiz bizim green flag özellik: çok netiz
Hayata Dair
Kimya dersini severek çalışan var mı iğrenç bir ders çalışırsın karşılığını vermes seversin yüzüne bakmaz tam bir red flag.
Ciddi ilişki piyasası artık borsa gibi. Herkes "uzun vadeli yatırımcıyım" diyor ama ilk düşüşte portföy değiştiriyor. Bir dönem insanlar birbirini tanımaya çalışıyordu. Şimdi insanlar birbirinin “potansiyelini", statüsünü, takipçi sayısını, mesaj hızını, eski sevgili travmasını ve Spotify playlistini analiz ediyor. Karşıdaki insan değil; adeta halka arz edilmiş bir startup. "Red flag var mı?" diye bakarken kimse kendi fabrikasının bacasından çıkan dumanı görmüyor. Eskiden ilişkiyi bozan şey büyük problemlerdi: İhanet, yalan, uzaklık... Şimdi ilişkiyi bitiren şeyler: “Enerjisi düştü.” "Vibe alamadım." "Mesajı kuru geldi." "Story'me bakıp cevap vermedi." Modern romantizm biraz müşteri hizmetlerine döndü. İnsanlar sevgili değil, premium deneyim istiyor. Hem kusursuz ilgi bekleniyor hem de "beni bunaltma" deniyor. Hem özgürlük isteniyor hem de "Neden çevrimiçiydin?" sorgusu geliyor. İlişki değil, kullanıcı sözleşmesi. Bir de seçenek bolluğu meselesi var. Telefon ekranında sonsuz insan görünce herkes bilinçaltında şunu düşünüyor: "Belki bundan biraz daha iyisi vardır." Bu yüzden kimse masadaki kahveyi içemiyor çünkü sürekli menüye bakıyor. ​İnsanlar artık aşkı yaşamaktan çok ihtimalleri tüketiyor. En ironik tarafı da şu: Herkes "gerçek sevgi” arıyor ama kimse gerçek insan toleransı göstermiyor. Çünkü gerçek insan; yorgun olur, bazen sıkıcı olur, hata yapar, geç cevap verir, korkar, kıskanır, susar. Fakat sosyal medya çağında herkes fragman izlemeye alıştı; filmin durağan sahnelerine tahammül kalmadı. Bir başka trajikomik durum da şu: İnsanlar bağımsızlıkla yalnızlığı karıştırdı. "Kimseye ihtiyacım yok" cümlesi öz güven sloganı gibi dolaşıyor ama gece olunca herkes birinin mesajını bekliyor. Modern insan duygusal olarak kale olmak istiyor ama içeride mum ışığında
her şey red flag geliyor :(