Düşünsenize, hiçbir erkek ‘sevişti’ diye öldürülmüyor.
Hiçbir erkek alt tarafı bir gece sinemaya gitmek için kırk tane yalan söylemek zorunda kalmıyor.
Hiçbir erkek her ay güzellik uğruna kıllarını yoldurmuyor.
Hiçbir erkek güzellik uğruna lazerle cildini yaktırmıyor.
Hiçbir erkek dayatılan güzellik anlayışı sebebiyle depresyona girmiyor.
Hiçbir erkek cinselliğinden utandırılmıyor.
Hiçbir erkek hem temizlik yapmak, hem yemek pişirmek, hem işe gitmek hem de çocuk bakmak zorunda bırakılmıyor.
Hiçbir erkek otururken bile, ‘Ne derle?’ diye düşünmek zorunda kalmıyor.
Hiçbir erkek kadınların yaşadığının yarısını yaşamıyor.
Hakikaten, erkekler bizi nasıl anlayabilir ki?
Bazen küçük bir çocuk gibi omzunda ağlamak istiyorum ve sen de küçük bir kız gibi benim omzumda ağlamak istiyorsun. Ve bazen, on kere, bin kere ve her zaman senin yanında olmak istiyorum.