Gerimizde uslu tarih uslu coğrafya adlarını bilmediğimiz ağaçlar.
Sen topla ve dağıt saçlarını ve kapama kasıklarını ıslak tut.
O gün dünyanın ikinci günündeydik bir sürü yağmur yağdırıp bıraktık.
Uzun uzun öpüşmeler sarılmalar diye bilirdik dünyayı.
Siz alazlar ışıltılar ve sonsuz zamandınız.
Biz o taşlar demirler körkuyulardık.
Küfü çarşafları çocukluk kokusunu içimize çekerdik.
Yakından bakıldığında değişir her şey.
Şimdi sizin olduğunuz yerler akşamüstüdür.
Size 'gökyüzünün yarısı' diye seslenirdim ve susmak bilmezdim.