denizde, dalgalar arasında boğulacağını anladıktan sonra hiçbir hareket yapmayarak kendilerini suya salıverenler ve felaketi bir an evvel isteyenler gibi kendimi bırakmıştım. bir şey ümit etmemenin rahatlığından başka barınacak bir ruhi köşem kalmamıştı.
artık hiçbir şey tahmin edemiyor, hiçbir şey beklemiyordum.
ah, ben ruhumun içindeki o ikinci ruhu bilirim; esrarı gören gözleriyle ve esrarı duyan kulaklarıyla her şeyi sezer ve bana sezdirir ve beni aldatamaz, ah, içim beni aldatmaz.
onu o kadar kıskanıyorum ki saadetinin içinde daha fazla giremiyorum, kendime dönüyorum, fakat içimde ne kargaşalık! bana tabi olmayan binlerce hayaller ve hatıralar, şiddetli bir anafor içinde savruluyorlar.