Adım Soyadım

Adım Soyadım
@reeree
21 okur puanı
Ocak 2019 tarihinde katıldı
Bir erkekte salgılanan testosteron miktarı bir kadınınkinden yaklaşık on kat fazladır. Cinsel yönelimle çok kuvvetli bağı olan testosteron hormonunun saldırgan ve rekabetçi davranışlarla da ilgili olduğu bilinmektedir (Book ve ark., 2001). Bunun evrimsel işlevi ortadadır: Cinsel duyguları kabarmış bir erkek, çevresinde bulunan benzer durumdaki erkeklerle rekabete girmek ve çoğu durumda kavga etmek durumunda kalacaktır. Bir başka deyişle organizma bireyi hem cinsel ilişkiye hem de kavgaya eş zamanlı hazırlamak zorundadır; çünkü cinsel ilişki olasılığı birçok durumda savaşmayı zorunlu kılar (Archer, 1988). Testosteron seviyesi yükselen erkekte amigdaladaki “savaş ya da kaç” tepkisi tetiklenir, bu da genel bir uyarılışa ve strese neden olur (Stefan ve ark., 2014). Cinsel ilişkiye giremeyen erkek hayvanlarda stres ve saldırganlık belirtileri gözlenir, çünkü testosteron etkinliği artan bu bireylerde cinsel ilişki gerçekleşememiştir. Bu durumdaki erkekler bir süre sonra olağan hormonal seviyelerine dönerek sakinleşirler. İnsan dışı hayvanlarda testosteronun etkisi daha kuvvetli olsa da ve daha doğrudan gözlenebilse de, önemli ölçüde sosyal ve psikolojik varlıklar olan insanlarda farklı etkiler gözlenir (Book ve ark., 2001).
Bilim
Reklam
İlk resmi olarak isimlendirilen dinozor kemiği 1626 yılında Oxford Üniversitesi doğa bilimcisi ve Kimya Profesörü Robert Plot tarafından tespit edilen Megalosaurus fosilidir. Ancak bu tespitin hikayesi birazcık daha karışıktır. Aslında keşfedilen ilk dinozor fosilleri Antik Yunan ve Antik Roma'ya kadar gider. Bu iki uygarlık, keşfettikleri bu dev kemiklerin eskiden yaşamış devlere ve "ejderha" adını verdikleri mitolojik yaratıklara ait olduklarını düşündüler. Geliştirdikleri bu uydurma açıklamalar, günümüze kadar ulaşarak yaşayan mitoloji içerisinde yer almayı sürdürdü. İşte Dr. Plot, keşfettiği femur kemiği fosilinin mitolojik bir "dev insan"a ait olduğu düşündü. Bu sebeple kendisi dinozorlarla ilgili herhangi bir çıkarım yapamadı ve mitolojik cevaplara başvurdu. Aynı fosilin ilk defa isimlendirilmesi ise, 1824 yılında William Buckland tarafından yapıldı. Buckland, konuyu biraz daha bilimsel perspektife sokarak, kemiği Megalosaurus adını verdiği bir cins altında isimlendirerek "mitolojik" yanını kırdı. Halen teknik olarak "sıradan" ve "doğal" bir canlıya ait olarak görülmüyordu; ancak asırlar boyu süregelen uydurma açıklamalara nazaran bu unvanını yitirmişti. 1824'ten 2 sene önce, 1822 yılında Mary Ann Mantell ve eşi, Iguanodon adı verilen bir canlının fosilleri üzerinde çalışmaya başlaması, "dinozorlar" üzerindeki ilk resmi bilimsel araştırma olarak tarihe geçti. Ancak bu yeni doğan bilim dalı üzerine çalışanlar birbirlerinden pek haberdar olmadıkları için, bulguları da bütünleşik değildi. Nihayet, tüm bunlardan 20 sene kadar sonra, 1841 yılında, Charles Darwin'in ebedi dostu ve neredeyse ebedi evrim karşıtlarından biri olan, tüm Dünya'nın saygısını kazanmış büyük bilim insanlarından olan, günümüzün en ihtişamlı bilim müzelerinden biri olan Londra Doğa Tarihi
Bilim
Dedem namaz kılarken rekat aralarında geçmiş olsun diyor, çekip atsam instaya fenomen olmuştuk ama kıyamıyorum adama.
Stardoll oynadığımı öğrenen hayatımdan çıkıp gidiyor ne var bu oyunda?
1000Kitap