Sigmund Freud, Uygarlığın Huzursuzluğu isimli ünlü kitabında uygarlığın, içgüdüleri kontrol etmeye doğrudan bağlı olduğunu vurgular. Ona göre insan uygarlığının temeli birçok içgüdüyü kontrol etmek, bazılarından ise feragat etmek üzerine kurulmuştur. Uygar bir insan, kendine ya da başkalarına zarar verebilecek içgüdülerini sağlıklı savunma mekanizmaları ile telafi eder. Evrimsel psikoloji –çok açık şekilde yanlış olarak- insanın “olumsuz” içgüdülerini doğruladığı, onayladığı şeklinde eleştirilmektedir. Oysa gerçekte olan bunun tam tersidir; evrimsel psikoloji sayesinde biz, kontrol etmemiz ya da feragat etmemiz gereken içgüdülerimizin farkına varabilmekteyiz. Evrimsel psikoloji, daha vahşi ve ölümcül bir dünyada hayatta kalmak için zorunlu olan; ancak şu anda büyük ölçüde faydasız, hatta alenen zararlı olan eğilimlerimizi bilimsel bir şekilde incelemektedir. Bir sorunu nesnel olarak tespit etmeden o sorunu çözemezsiniz.
Kültürel nedenlerle, bazen de cinsel işlev bozuklukları yüzünden sağlıklı bir cinsellik yaşayamayan erkeklerde cinsel gerilim oluşur. Psikolojik açıdan sağlıklı erkekler testosteronun yol açtığı bu gerilimi sağlıklı savunma mekanizmaları ile kontrol ederler. Ancak erkek psikolojik yapısı itibariyle sağlıklı bir birey değilse, üstüne bir de içinde bulunduğu toplumsal kültür kadına karşı cinsel saldırganlığı hoş görüyor hatta destekliyorsa, o zaman erkek, bir uyarıcıya tepki veren insan dışı bir hayvan gibi hareket ederek cinsel saldırganlık gösterir. Ya da kendisini kontrol edemediği için kadını kontrol etmeye çalışır.
Uygarlığın temeli, içgüdüleri ve bu içgüdülerden kaynaklanan, insanın kendisine ve başkalarına zararlı olabilecek eğilimlerini denetim altına almaktır. Bunun yerine bir insan, içgüdülerini tatmin edebilmek için insanlara zarar vermeyi