*Evlilikte sadakati korumak, fıtrata uygun davranmak ve kişilikte bu erdemleri geliştirmek için...* ➤ *Refika-i hayatını, Rahmet-i İlahiyenin munis ve latif bir hediyesi olarak kabul edip o emanete hürmet etmelisin.* ➤ Eşini yalnız dünya hayatı için değil, ebedî bir hayatta da dâimî bir hayat arkadaşı olarak görüp sevmelisin. ➤ *Sadakatini, eşinin fâni ve geçici güzelliğine değil; onun kadınlığa mahsus şefkatine ve güzel ahlâkına bina etmelisin.* ➤ Kendi nefsindeki kusurları görüp nefsini ittiham ederek, eşinin kusurlarına karşı afv ve hoşgörü ile mukabele etmelisin. ➤ *Aile hayatının saadetini; karşılıklı emniyet, samimî hürmet ve fedakârane bir merhamet üzerine kurmalısın.* ➤ Eşinin imanını ve dindarlığını takdir edip ona manevi bir arkadaş olarak ebedî hayatı kazanmasında yardımcı olmalısın. ➤ *Dünyevî aşkını, o fâni mahbubun arkasındaki Bâki-i Zülcelal’in isimlerine yönlendirerek hakikî aşka çevirmelisin.* ➤ Eşinde gördüğün güzel hasletlerin Allah’ın birer ihsanı olduğunu bilip şükretmeli, kendi meziyetlerinle gururlanmamalısın. ➤ *Nefs-i emmarenin bencil isteklerini bırakıp "ene'yi" "nahnü'ye" tebdil ederek aile şahs-ı manevisini esas almalısın.* ➤ Evini bir "Medrese-i Nuriye" ve bir ahiret menzili gibi görüp oradaki vakitlerini ibadet ve ilimle nurlandırmalısın. ➤ *Şefkatini yanlış yerde kullanmayıp, eşinin sadece dünyasını değil, cehennem azabından kurtulması için ahiretini de düşünmelisin.* ➤ Kıskançlık ve inat gibi duyguların fıtratını bozmasına izin vermeyip, bu duyguları hak yolunda sebat ve sadakate çevirmelisin. ➤ *İktisat ve kanaati hayat felsefesi yaparak, maişet derdi için haysiyet ve iffetinden taviz vermemelisin.* ➤ Eşine karşı olan hürmetini, onun sadece gençlik ve güzellik zamanına değil, ihtiyarlık ve hastalık vaktine de
Yahya Kemal'in, Tanpınar'ın, Ahmed Vefik Paşa'nın kabirlerini ziyaret maksadıyla gittiğimiz Aşiyan mezarlığında bizi girişte solda kabirleriyle karşılıyor, iki Beyatlı ve bir Tanpınar. Hocalarının evinin gölgesinde, Tevfik Fikret'in yahut Rumeli Hisarı'nın surların himayesinde lakin muhakkak ki en mühimiyle şehitlikten akın eden nurla kabirleri sekinet buluyor. Bir devrin battığı yerde verdikleri mücadelelerle isimlerini yıllar sonrasına taşıyanlar, yaşadıkları vakitte 'sükut suikastine' uğrayanlar, ağabeylerinden 'rind'lik görmeyenler, Âsaflar, yolun kenarından selâm bekleyen Selçuklar, Sultanahmet'te binlerce insanın önünde iken şimdi onlarla beraber olan Şükûfe Nihaller... oradalar. Toprağın altında. Toprağın altındalar ancak toprağın üstü de çiçeklerle, sarmaşıklarla ya da Tanpınar'ın üslubuyla; baharın cilvesinde cûşa gelen Dionysos ayini sunan renklenmelerden mahrum bir kabir. Halbuki Tanpınar değil miydi ki Gülnuş Emetullah Sultan'ın halkla, halkın ıslandığı yağmurla dahi iç içe oluşunu bize hatırlatan? Hani o Yahya Kemal değil miydi ki Malazgirt'ten bu yana ecdâdın kutsiyelerini günümüzde yaşatan? Kabirleri nasıl olacaktı ya? Vefatından evvel Hafız'ın kabrindeki gülü anımsayışı sadece şiirini teneffüs edenlere hoş gelmemiş, Şair de kabrinde yazmasını istemişti. Yazdılar da, üç yıl sonra, yanına başka mezarlıklar kazılırken, üstündeki toprak boğaza akarken. Üç yılda neyi mi aklettiler? 'mezarın üzerine bir taş yığını koymayı'(!) Fotoğraflarda Yahya Kemal'in kabrinin üstünde bir taş yığını görünce şaşırmıştım, gidince tekrar şaştım. Yağmurlu bir gün fakat rahmetin ilk tecelligahı soğuk bir mermer. Talebesi nisbeten daha nasipli ki küçük taşların arasından sızan, hayatında kelimeleri nasıl seçerek kullanıyorsa adeta ölümünden sonra da her damla suyu süzgecinden
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Kitapsız bir nesil yetiştiriyoruz O kadar çok insandan bir tek kendisi kalmıştı ve yaşlılar yaşlandıkça aptallaşırlardı aptallık kimi zaman iyilik kimi zaman da gurur biçiminde ortaya çıkardı. Eski sırları açıklamak ihtiyacı..." Hayvan Mezarlığı Stephen King Samet Acar Smtcr Değerli öğretmenlerimizden Samet Acar Smtcr diyorki O kadar çok insandan bir tek kendisi kalmıştı sahi yaşayan kaç insan kaldı kahramanmaraşta insanlar yaşadıklarının etkisi ile yaşlandı kahramanların depremden sağ kalanları diyarı Kahramanmaraş bugün kimi toprağı Akdenizde kimi toprağıda doğu anadolu bölgesinde acılarını demirle dağlayan bir güzel bir kahraman diyarımız stephen king yaşlılık kimi zaman iyilik kimi zaman gurur biçiminde ortaya çıkar derken Dostoyevski meşhur aforizmasında aşağılık insanoğlu her şeye alışır diyor ve biz yaşadıkça alışmaya devam ediyoruz Akdeniz ve Doğu Anadolunun en güzel şehri Kahramanmaraşta Ahır dağının güney eteklerinde yaşadığı acılardan ibret alıp sırtını dağlara yaslıyor fakat şehirde bir acı bitmeden yeni bir acı başlıyor Asurlular ve Bizanslılarada ev sahipliği yapan şehir gerek Asur gerek bizans ve roma tarihi ile zengin bir kültüre sahip ancak insanlar ve şehirler yaşadıkları sayesinde yaşlanıyor duyarsızlıklar insanı hissizleştiriyor omurgasızlaştırıyor değerli öğretmenimiz Smtcr ın stephen king alıntısında dediği gibi insan yaşlanıp yaşadıkça aptallaşırdı öğretmenler okumayı unuttu aileler çocuklarını fıtrat üzerine yetiştirmiyor kitapsız bir nesil Kahramanmaraşa baş sağlığı diliyorum Gitmek istediğiniz yerde olması gereken bir insana benziyorsunuz." Hayvan Mezarlığı Stephen King Samet Acar Smtcr Saygıdeğer öğretmenimiz stephen king in bir alıntısında Gitmek istediğiniz yerde olması gereken bir insana benziyorsunuz diyor fakat ne yazıkki bu gün
Duygu ve Düşünce
Başarı Hakkında
Başarılı olanlara ,başarıya ulaşacaklara yolu aç.Denemen başarman kadar kıymetli.Hiç deneyemeyenlerden büyük olacak çabaların. Refika Toraman
Alıntı
Yolda olmak ama...
Yarın Varşova’ya uçacağım, bir hafta orada olacağım fakat içimde o eski, dizginlenemez seyahat tutkusundan eser yok. Bir zamanlar bir yolculuktan döner dönmez, tozlu sırt çantamı kenara bırakmadan bir sonrakinin haritasını çıkaran, dünyanın öbür ucunda tek başına kaybolmayı özgürlük sayan o adamın yerinde şimdi bir durgunluk, bir tercih değişikliği var. Belki yaş almanın getirdiği bir ağırlık, belki de ruhun artık sadece gitmekle tatmin olmayacağı bir olgunluk evresindeyim. Artık tek başına atılan adımlar hürriyet değil, bir tür eksiklik hissi veriyor; zira son zamanlarda kaleme aldığım her satırın, kurduğum her hayalin merkezine sessizce bir refikamı saklamışım. Evden yuvaya, derinlikli bir kütüphaneden ilme, seyahatten gastronomiye kadar tüm sevdiklerimin odağında o eksik parça duruyor. Fakat mesele sadece bir eş bulmak değil; mesele, bu asil hobilere ve hayat tarzına kalbiyle iştirak edecek bir ruhu bulabilmektir. Ne hazindir ki; şimdiki zamanın hanımlarının aklı bir karış havada bile değil, tamamen maddeye ve cüzdana hapsolmuş durumda. Kol saatimin markasını gözlemlemeye çalışanlar mı, en pahalı kafelerde ağıranmak isteyenler mi bunlar ile mi yol yürüyeceğim? Ruhunu değil de bedenini en pahalı Fransız kafelerinde veya gösterişli restoranlarda ağırlatmayı marifet sayan o sığ zihniyetten fersah fersah uzağım. Düğün ve balayı ihtişamını hayatın tek gayesi sanan, görgüsüzlüğün gölgesinde yaşayan insanların seveceği seyahatten de, onların anlayacağı gastronomi zevkinden de Allah beni beri kılsın, bahsettiğim seyaht ve gastronomi bu görgüsüzlerin anladığı türden değil. Benim aradığım; dünyanın diğer yarım küresinde ara sokaklarında kadim bir tarihi solurken yanımda vakarıyla duracak, adını dahi zor söyleyebileceğimiz bir yemeğin sadece tadını değil hikmetini ve
Duygu ve Düşünce
Edebiyat Hakkında Bu 50 Şeyi Biliyorsanız, Kültür Sizsiniz. Nazım’ı, Tanpınar’ı, Yaşar Kemal’i tanıyor; bir de Dostoyevski’nin, Camus’nün, Márquez’in cümlelerinde kendinizi buluyorsanız… Siz sadece okur değil, kültürsünüz. 1. Nazım Hikmet’in Sevdalı Bulutu sadece masal değil, özgürlüktür. 2. “Tutunamayanlar” sabır değil, yolculuktur. 3. “Kürk Mantolu Madonna” aşk değil, yalnızlıktır. 4. Tanpınar’ın “Huzur”u, huzursuzluğumuzu anlatır. 5. Cemal Süreya’nın “y” harfi bir kaybediştir. 6. Sait Faik’in Burgazada’sı hâlâ deniz kokar. 7. Yaşar Kemal’in “İnce Memed”i dağ değil, vicdandır. 8. Halide Edib kadın değil, direniştir. 9. Can Yücel’in küfrü bile inceliktir. 10. Aziz Nesin güldürürken düşündürür. 11. Orhan Kemal’in karakterleri hâlâ aramızda yaşar. 12. Cahit Sıtkı “Otuz Beş Yaş”ta hayatın farkındalığını anlatır. 13. Yahya Kemal’in “Sessiz Gemi”si ölümün en zarif tarifidir.
Edebiyat