Puan vermedi
Sessizlik bazen en gürültülü ses gibidir. Sen susarsın, kalem senin yerine konusur. Yazarın okuduğum ilk kitabı, roman ikiye ayrılmış ilk bolum Refik(baba), Zeynep (anne) iki karakterin yaşadıkları, sabır terazısınden geçişleri anlatılmış. İkisinin hikayesinin bittiği yerde ogulları Timur ve üniversite de tanıştığı Elif arasındaki hikaye başlamış... Ülkemizin tanık oldugu darbe doneminde ınsanların yaşadıkları çocuklarının gozunden kaleme aktarılmış. Geçmişin yuku konuşulmayan her dakika insanları ezmiş... konuşmak ısteyen kalemine sarılmış, kalemine sarılan umuda tutunmuş... Bazen ınsana miras kalan kalemin sesi olurmuş. Hikaye bütünlüğü, dilinin sade ve anlaşılır olması guzeldi okuyacak olanlara keyifli okumalar diliyorum.️
Sessizliğin MirasıMustafa Gülaçtı · Mahlas Yayınları · 20266 okunma
Eşekli Kütüphaneci
7/10
·147 syf.··
2026 26. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2026 17:51
Dmitrios, Ürgüp’e gezi için gelir. Burada Mustafa Güzelgöz ile tanışır. Gel zaman git zaman, Eşekli Kütüphaneci’nin hikâyesini sorar. Mustafa da başlar anlatmaya: Eskiden çocukların, kadınların, erkeklerin kitaba ulaşım imkânı yokmuş. Mustafa’nın da aklına bir fikir gelmiş. Marangoza sandıklar yaptırmış ve köy köy kitap dağıtmaya çıkmış. Kitabı okuyanlar geri verip yeni bir kitap alabilirmiş. Böyle böyle çok şehir gezmiş, Nevşehir’in yakınlarındaki bütün ilçelere, köylere gitmeye çalışmış. Tabii zamanla işler büyümüş. Mustafa’nın adını duyan çok kişi olmuş. Kaymakamlar, valiler ona araba verip eşekleri emekli etmişler. Mustafa da emekli olmuş ve bu emekliliğini de bir törenle kapatmışlar. Mustafa onları nankör diye adlandırır çünkü daha çok okutulacak insan olduğunu düşünür. Özellikle kadınlarla ve çocuklarla çok ilgilenmiştir bu kitap konusunda. Eşekli Kütüphaneci hikâyesi bittiğinde Dimitrios’un da veda vakti gelir. Aziz’le kan kardeşi olur, Yunanistan’a geri döner. Yunanistan’daki Larissa ilçesindeki kişileri Ürgüp’e davet eder bir mektubunda ve Yunanlılar Ürgüp’e gelir. Orada Refik Başaran’ın türkülerini söylerler. Ürgüp’tekilerin çok hoşuna gider ve onlar da Larisa’yı çağırdıklarında vize problemi yaşarlar fakat sonunda gidebilmişlerdir. Böyle böyle bu iki şehri kardeş şehir ilan ederler. Birçok siyasete rağmen ben kitabı çok sevdim. Özellikle kitap okumanın önemini anlatan, içi iyileştiren güzel bir kitaptı. Şimdi günümüzde bilgiye ulaşmanın bu kadar kolay olduğu bir yılda, o günkü bilgi kıtlığına rağmen herkesin ulaşması için çabalayan bir insanı okumak gerçekten mutluluk vericiydi.
Eşekli KütüphaneciFakir Baykurt · Literatür Yayınları · 201018,3bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·347 syf.·
2026 237. kitabı
19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başı İstanbul'unun gece hayatını, yeraltı dünyasını ve renkli karakterlerini (yosmalar, zamparalar, kabadayılar) realist bir dille anlatır. Mahalle hayatı, içki alemleri, "kapatmalık" ve "tellâllık" gibi eski gelenekler, Rana ve Kel İpek gibi figürlerin hikâyeleri üzerinden aktarılır, Gelelim Rana'nın Hikâyesi: Yoksul bir aileden gelen, büyük hırs ve güzelliğe sahip Rana'nın, kaderinden kaçarak yosmalık dünyasına adım atışını detaylandırır. Kel İpek: Kendi hayatını anlatan, cinsel ihtirasları ve inişli çıkışlı yaşantısıyla dönemin sosyal yapısını yansıtan bir diğer figürdür. Dönemin Atmosferi: Ahmet Rasim ve Hüseyin Rahmi tarzında, İstanbul'un arka sokaklarını, eğlencelerini ve o döneme ait "günah" kabul edilen yaşantılarını anlatır. Eski İstanbul Yosmaları Yazarımız Cevdet Ulunay, yaşanmış hatıralar ve rivayetlerden yola çıkarak, kapatmalık âdetleri ve dönemin "zampara" kültürünü samimi bir üslupla kaleme almıştır. . Eski İstanbul Yosmaları , temiz Türkçesi ve nadir deyimleriyle o dönem İstanbul'unun sosyal yaşamını merak edenler için bir belge niteliği taşır.. Tarıh severler bu anıya ortak olmk isterseniz Eski İstanbul Yosmaları bıraktım
Anı-Mektup-Günlük-Edebiyat
Eski İstanbul YosmalarıRefi Cevad Ulunay · Alfa Yayıncılık · 201743 okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2026 3. kitabı
Cumhuriyet ideolojisini,inkılapları ve ilkelerini,reformlarını yansıtan,bu anlamda da yeni Türkiye’nin oluşumuna katkıda bulunan Hayat Mecmuasında çok defa resimli olan tarihle ilgili yazıları yayımlanır. Kütüphanemde bu mecmuanın hayli sayıları var ve o sayıların bazılarında Ahmet Refik’in tarihle ilgili makaleleri bulunur. “Tarihi Sevdiren Adam”lakabını alan Ahmet Refik’in Eski İstanbul (1553- 1839) kitabı 15 ile 19.yy arasında İstanbul’un gündelik yaşamına,sosyal hayatına,dini yaşamına,yönetimine dair birçok bilgiyi barındırır.Bu bilgilerin çoğu ilginçtir. Kitap “Yeni Saray”, “Şehir Hayatı, ,Mesireler,Kahveler,Meyhaneler”, “İstanbul’da Asayiş Meselesi”, “Meskûkât ve Belediye İşleri”, “Su,Ekmek,Et,Odun,Kömür”,”Sanayi,Ticaret, Gümrükler”,“Gayrimüslimler ve Ecnebiler” olarak yedi ana başlıktan oluşur.Her bir başlık anlatıldığı dönemi birçok açıdan yansıtırken,bölümlerde birçok çizim yer alır.İlk bölümde Eski ve Yeni Saray’ın yapımı,Fatih Sultan Mehmet’in saraydaki tutumlu yaşamı,tutulan mutfak kayıtlarına göre nelerin ne kadar ve hangi maliyetle yenildiği vb ayrıntılar ve 17. yy’da yine saraydaki yaşamın ayrıntıları anlatılır. İkinci bölümde İstanbul’un 16.yy’da Kanuni tarafından imar edilişi,genişlemesi,neden genişletildiğine dair bilgiler verilir.”Beyoğlu” adının kaynağı açıklanırken Ayazpaşa,Piyale Paşa gibi yerlerin de neden bu isimleri aldığının bilgisi verilir.Bu bölümde Osmanlı’nın farklı zamanlarındaki bahçelerine,mesirelerine, İstanbul’da ilk kahvehanelerin açılması kanununa da değinilir.Ayrıca Türkiye’nin tütünle tanışması ve tütünden çıkan yangınlar bu bölümün konularındandır.Kahvenin ve tütünün yasaklanması ardından ilerideki dönemde tütün ve kahve vergisinin devletin en mühim gelir kaynağı oluşu işlenir.Meyhaneler de bu bölümünün konusudur.Bu konuda kitap
Eski İstanbul (1553-1839)Ahmed Refik · Dorlion Yayınevi · 202489 okunma
Refik Halid Karay’dan Bir Kadın Portresi: Dişi Örümcek
8/10
·384 syf.··
2026 4. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 06 Ocak 2026 10:23
Kitabı henüz bitirmemişken, Refik Halid Karay’ın kadın tiplemeleri üzerine ilk izlenimlerim… Refik Halid Karay’ı romanları üzerinden okuduğumda, onun kadın karakterlerini hiçbir zaman masum ya da edilgen figürler olarak kurmadığını düşünüyorum. Bugünün Saraylısı, Sürgün, Yezid’in Kızı ve Nilgün’de kadınlar anlatının kenarında değil; olayları yönlendiren, erkekleri harekete geçiren, hatta çoğu zaman onları zor durumda bırakan merkezî karakterlerdir. Şu an okumakta olduğum Dişi Örümcek’te bu yaklaşım daha baştan açık edilir. Nurper, yazarın daha ilk sayfalarda koyduğu bir adla tanımlanır: “dişi örümcek.” Refik Halid bu nitelemeyi saklamaz; okuru hazırlıksız yakalamaz. Nurper, çevresindeki erkekleri parmağında oynatan, rol yapmayı bilen, gerektiğinde iffetli bir kadın maskesini ustalıkla takabilen “fettan” bir karakterdir. Bu rol değişimleri yalnızca onu tehlikeli kılmaz; anlatıya belirgin bir mizah da katar. Nurper’in karşısında erkekler çoğu zaman gülünç duruma düşer. Nurper’in bir anda mahcup, bir anda ağırbaşlı, gerektiğinde son derece iffetli bir kadın rolüne bürünmesi; erkeklerinse bu geçişleri büyük bir ciddiyetle çözmeye çalışması anlatıya canlı bir mizah kazandırır. Erkekler uzun uzun düşünüp kararlar alırken, okur sahnenin çoktan Nurper’in lehine kapandığını hisseder. Bu hâlleriyle erkekler yalnızca aldanmış değil, neredeyse karikatürize edilmiş figürlere dönüşür. Burada “dişi örümcek” metaforu kötülüğün değil, düzenin simgesi gibidir. Nurper ağını kurar, geri çekilir ve bekler; erkeklerse bu düzenin içine kendi adımlarıyla girer. Acele erkeklere, sabır dişi örümceğe aittir ve sonuç baştan bellidir. Bu yüzden bana göre Refik Halid Karay’ın kadınları “kötü” değil ama tehlikelidir. Çünkü pasif değildirler; oyun kurarlar, sezgiyi ve aklı birlikte kullanırlar. Dişi
Dişi ÖrümcekRefik Halid Karay · İnkılâp Yayınevi · 2011106 okunma
10/10
·147 syf.··
2025 36. kitabı
·
13 saatte okudu
·
Okunma: 30 Kasım 2025 12:07
Romanımız, Dimitrios’un ailesinin bir zamanlar Ürgüp’ten Larisa göç etmesi ve orada kalması ile başlıyor. Daha sonra Dimitrios Yunanistan’dan Ürgüp’e geliyor, antikacı Aziz ve ailesi ile tanışıyor, Aziz’in babası Mustafa Güzelgöz onu hem gezdiriyor hem hikayesini anlatıyor. Okurken ya ne kadar güzel keşke gerçek olsaymış dedim, sonra bir araştırdım, bu adam zaten söylediklerinin hepsini yapmış. Yazarımız Fakir (Tahir) Baykurt ise bunu romanlaştırmış. Mustafa Güzelgöz 1940'lı yıllarda Ürgüp'te kütüphanecilik yapmış, görevi sırasında yedi katır ve üç atı ile 36 köye mobil bibliyotek (gezgin kütüphane) hizmeti götürmüştür. 1972 yılında emekli olan eşekli kütüphaneci, Türk kütüphaneciliğinde bir sembol olmuş. Ayrıca kitapta geçen Tahsin Ağa Sultan Abdülmecid döneminde kütüphanecilik yapmakta. Tahsin Ağa, Ürgüp ilçesinin güneyindeki Temenni Tepesi'ne kütüphane görevi görecek bir kümbet yapı yaptırmış ve Abdülmecid ile konuşup izin alarak, saray kütüphanesinde birden fazla nüshası olan el yazması 817 cilt eseri develere yükletip, Ürgüp'e göndermiştir. Ürgüplü Halk Ozanımız Refik Başaran’da sıkça anılmıştır. Ürgüp ve Larisa şehirleri kardeş şehir olmuştur. Bir çok şey şey öğrendim. Baştan sona dolu dolu hem duygulandığım, hem gururlandığım harika bir kitaptı. Fakir Baykurt ölmeden önce Mustafa Bey ile görüşüp, bir çok bilgi toplamış ve kitaba dökmüş, basılmadan da ölmüş. Çok şükür ki kitapta son düzenlemeleri yapıp basmışlar. Böyle bir dönemde halkın okur yazar oranını arttırmak, Andoluda ki cahilliği yenmek, insanların kafasını bilgi ve bilim ile doldurmayı hedef alarak ne güzel bir işe imza atmış. Ayrıca sadece kitap değil, gazete, dergi, tarım, meyvecilik, arıcılık, kooperatif üzerine kitaplar, filmler, radyolar, kadınlara teşvikte ön planda kütüphanede. Harika bir
Eşekli KütüphaneciFakir Baykurt · Literatür Yayınları · 201018,3bin okunma