“Tanrı varsa —ki ben olmadığına gerçekten inanıyorum— insan aklının sınırları olduğunu da bilir. Yoksulluğu, haksızlığı, açgözlülüğü, yapayalnızlığı, bütün bu karmaşayı o yaratmadı mı? Mutlaka çok iyi niyetlerle girişmiştir bu işe, ama sonuçlar bir felaket. Tanrı varsa bu dünyayı erkenden terk etmeyi seçen yaratıklara karşı cömert davranacaktır, hatta bizi burada vakit harcamaya zorladığı için özür bile dileyebilir.
Tabuların, boş inançların canı cehenneme! Pek dindar olan annesine soracak olsanız, Tanrı’nın, geçmişi, şimdiki zamanı, geleceği bildiğini söyleyecektir. İyi ya, onu bu dünyaya gönderirken, günün birinde intihar edeceğinin de bilincindeydi öyleyse. Dolayısıyla bu intihar, onu şaşkınlığa, şoka uğratmayacaktır.”
“ Hayır beyefendi: İnsan! İnsan döktü bu kanı! Doğru, bu kitapları okuyorum. ama tek bir nedenle: İnsandan nefret etmeyi, onu aşağılamayı öğrenmek için! Siz domuzlarınızı altına dönüştürdünüz değil mi? Bense o altının yeniden nasıl domuza dönüşmekte olduğunu görüyorum. Sizi oburca yiyip bitiriyorlar Wandergood. “