Schopenhauer

Bu gürültü patırtının içinde aşıkların, istek dolu bakışlarla birbirlerini süzduklerini de görürüz. Peki, bu bakışlar niçin gizli, ürkek ve kaçamaktır? Çünkü aşıklar, bütün bu yoksunluğu ve düşkünlüğü sürdürmek isteyen hainlerdir; onlar olmasa, yoksunluk ve düşkünlük sona erer. Aşıkların boşa çıkarmak istemediği, tıpkı kendilerinden öncekilerin boşa çıkardığı, bu sona eriştir işte!
Reklam
Cinsel içtepi kendinde ele alındığı zaman tepeden tırnağa öznel bir gereksinim olduğu halde, nesnel bir hayranlık kılığına bürünmesini ve böylece bilincimizi aldatmasını çok iyi bilir. Çünkü doğa, Kendi öz amaçlarına ulaşmak için böyle bir hile kullanmak zorundadır.Ama aşık olma durumlarının hepsinde, bu hayranlık ne kadar yüce ve nesnel bir nitelik kazanır gibi görünürse görünsün asıl amacın belli bir bireyin ortaya çıkarılması olduğu, karşılıklı sevginin değil de sevilen kişiye sahip olmanın yani fiziki bir zevk duymanın ön planda yer alışından bellidir. Sevildiğimizden emin oluşumuz, sevdiğimize sahip olmayışımızın yerini tutamaz hiçbir zaman.
Kant ve Schopenhauer
Bütün bilgimiz insan öznesindeki formlara göre yani onlara bağımlı olarak oluşur. Bundan ötürü biz ancak görünüşleri(fenomenleri) bilebiliriz; onların arkasında ve bizden bağımsız olan şeyi ;kendinde şeyi, mutlağı bilemeyiz. Yani bilgimiz, bize göre bir bilgidir. Kant, öznenin bilgi oluşturan bu formlarının, duyu yetimizde zaman ve mekan; anlayış gücümüzde ise 12 kategori olduğunu söylüyordu. Schopenhauer da zaman ve mekan içindeki dünyanın yani zaman ve mekan bakımından kavranan dünyanın, öznenin bir algılaması, bir tasarımı olduğunu, Yani özneye bağlı olduğunu söyledi. Bundan ötürü felsefesini 'dünya benim tasarımımdır' sözüyle başlattı.