SEFA ÖZDEMİR

- Yaşam ondan ne beklediğini tam olarak bilmek ister hiçbir şey istemezsen hiçbir şey alamazsın. - Yapacağın herhangi bir istek net olmalı maddi refah söz konusu olduğunda kazanmak istediğin miktarı ve hedef koyduğun günü belirlemelisin insanlar aynı hatayı yapıyor para isteyenler hatta çok para isteyenler Onu kazanmayı hedefledikleri günü belirlemiyorlar. - Hayatını değiştirmek istiyorsan düşüncelerini değiştirmekle başlamalısın. - "Karakter kader demektir" Heraklitos - İnancın yolu kelimelerin tekrarından geçer. - Kelimelerin iç ve dış dünyamıza sıra dışı bir etkisi vardır kelimeler her şeye kadirdir. İnsanlar genellikle bu prensipten habersizdir ve kullanmayı bilmezler genellikle kelimeleri kendi aleyhlerine kullanırlar yanlış bile olsa bir düşünce gerçek olduğuna inanırsak bizi etkileyebilir kelimelerin korkunç bir gücü vardır. Her şey tekrar etmeye bağlıdır kendi kendini telkin yaşamlarımızda azami rol oynar..
Reklam

SEFA ÖZDEMİR

, bir kitap okudu
10/10
·118 syf.·
Beğendi
·
2023 5. kitabı
Mark Fisher
8.8/10 · 170 okunma
- Kurgu kötü değil, hayati bir olgudur. Para, devlet ya da şirket gibi ortaklaşa kabul ettiğimiz hikayeler olmadan hiçbir karmaşık insan toplumu işleyemez. Uydurduğumuz kurallara inanmadan futbol oynayamayız. Piyasalardan ya da mahkemelerden, benzer uy- durma hikayelere inanmadan yararlanamayız. Ancak bu hikayeler sadece araçlardır. Hedeflerimiz ya da değerlerimiz haline gelmeme- lidir. Sadece kurgu olduklarını unuttuğumuz anda gerçeklikle ba- ğımızı kaybederiz. "Şirket için çok para kazanmak" ya da "ulusal değerlerimizi korumak" gibi çatışmaların içine düşeriz. Şirket, para ve ulus sadece hayalimizde var olabilir. Hepsini kendimize hizmet etmek için yaratmışken, neden onlar uğruna kendi hayatlarımızı feda edelim?
Parayı öznelerarası bir gerçeklik olarak kabul etmek görece daha kolaydır. Çoğu insan antik Yunan tanrılarının, kötü imparatorlukla- rın ya da yabancı kültürlerin de sadece hayal gücümüzde var oldu- ğunu benimsemeye açıktır. Ne var ki hayatımıza anlam veren kendi tanrımızın, kendi ulusumuzun ya da kendi değerlerimizin kurgudan ibaret olduğunu kabullenmek istemeyiz. Hayatlarımızın nesnel bir anlam taşıdığına, fedakarlıklarımızın zihnimizdeki hikayelerin öte- sinde bir değeri olduğuna inanmak isteriz. Gelgelelim birçok insa- nın yaşamı sadece anlatılan hikayelerle var olur. Anlam insanların birlikte ördüğü ortak hikayeler ağıdır. Kilisede evlenmek, Ramazan'da oruç tutmak ya da seçimlerde oy kullanmak gibi belirli davranışlar neden bizim için anlamlıdır? Çünkü ebevey- nlerimiz de böyle düşünür, kardeşim de oruç tutar ve tüm kom- şularımız, diğer şehirlerdeki hatta uzak diyarlardaki insanlar bile oy kullanır. Peki tüm bu insanlar neden anlatıları anlamlı bulur? Çünkü arkadaşları ve komşuları da aynı görüşleri paylaşır. İnsanlar kendi kendini çeviren bu döngüde devamlı birbirlerinin görüşlerini destekler. Karşılıklı her kabul, anlam örgüsünü herkesin düşüncesi- ne inanmaktan başka bir çareniz kalmayıncaya kadar güçlendirip sıkılaştırır.
Modern bilimin ve sanayinin gelişmesi, insan-hayvan ilişkisindeki yeni dönüm noktalarını da şekillendirdi. Tarım Devrimi boyunca insan türü hayvanları ve bitkileri susturarak animist senfoniyi in- san ve tanrı arasındaki bir diyaloğa dönüştürdü. Bilimsel Devrim sırasındaysa insan türü tanrıları da susturdu. Dünya artık insanın yönettiği tek kişilik bir gösteri. İnsan türü boş sahnede, kendi ken- dine konuşarak, kimseyle müzakere etmeden, hiçbir yaptırımla kar- şılaşmaksızın gücüne güç katıyor. Fizik, kimya ve biyolojinin temel kanunlarını deşifre eden insan türü, şimdi de bunları canı istediği gibi kullanıyor.
Reklam