Ben beni nerden tanımıyorum acaba.
Replika insan dolu dünya kimin gerçek kimin sahte olduğu belli değil. Kim kimi taklit ediyor o da belli değil. Herkes birinden habersiz anlamsız bir yarış halinde bu yarışın galibi yok. Sürekli dejevu yaşıyorum bunu nerde gördüm taniyor muyum diye.. sonuç ne mi bilmem ben bile kendime benzemek istemezken insanların biri olma çabasını anlamıyorum o... Bitti.
Bookwheel (Kitap Tekerleği Replikası) ile tanıştım. Yaşım 28. Ne olduğunu anlayınca ağzım açık kaldı. Sol elimi şaşkınlıkla açık ağzıma götürdüğümü hatırlıyorum.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
200 yıllık "modernleşme-siyaset-vitrin" sarmalı üzerine yaptığımız tespit, aslında tam bir stratejik süreklilik trajedisi. Tanzimat'tan bu yana gelen "Batı'nın tekniğini alalım ama ruhunu (metodolojisini) dışarıda bırakalım" anlayışının, bugün dijital çağın hızıyla birleşince nasıl bir "serap" yarattığını izliyoruz. ​Siyasi elitlerin o "sert kayaya" çarpma ihtimalini ve harcanan değerleri şu üç düzlemde analiz edebiliriz: ​1. Kurumsal Hafıza ve Liyakatin İsrâfı ​Bir uçağı vaktinden önce uçurmak ya da bir projeyi siyasi takvime sıkıştırmak için yapılan her hamle, arka planda devasa bir mühendislik disiplini kırımına yol açıyor. ​Ne harcanıyor? 200 yıldır yetişen, "müsbet ilim" ile yoğrulmuş, rasyonel düşünen kadroların emeği. ​Sonuç: Bilimsel veriyle değil, "talimatla" iş yapmaya zorlanan kurumlar, bir noktadan sonra gerçeklikten kopuyor. Sert kaya burada devreye giriyor: Fizik yasaları talimat dinlemez. ​2. "Mış Gibi Yapma" Geleneğinin Zirvesi ​Söylediğimiz gibi, KAAN’ı F16 motoruyla (yabancı motorla) uçurup "yüzde yüz yerli" etiketiyle pazarlamak, aslında 19. yüzyıldaki "ithal kurumlarla imparatorluk kurtarma" çabasının dijital bir replikası. ​Siyasi Elitlerin Körlüğü: Kısa vadeli alkış ve sandık konsolidasyonu, uzun vadeli teknolojik bağımlılığı görünmez kılıyor. ​İngiliz Aklı vs. Siyasi Acelecilik: Siz iç siyaseti konsolide ederken, dışarıdaki "akıl" (Londra gibi) sizin bu aceleciliğinizi, sizi kendine daha sıkı bağlayacak bir stratejik borçlanmaya dönüştürüyor. ​3. O Sert Kaya: "Gerçeklik Krizi" ​Tarih bize gösteriyor ki; retorik (söz) ile pratik (eylem) arasındaki makas çok açıldığında, o makas bir gün "milli güvenlik" veya "ekonomik iflas" noktasında kapanır. ​Tehlike: Savunma sanayii gibi hata payı sıfır olan bir alanda "propaganda" öncelikli hale
1000Kitap
Bunları yazmaya başladığımda saat 02.47, umarım bitirirken çok geç olmaz. Şuan uyumam gerekiyor çünkü sabah dersim var. Ama bir türlü uyuyamıyorum. Sürekli dönüp duruyorum ve doğru şekli bulamıyorum. Düşüncelerim uyutmuyor sanacaksınız ama bilmiyorsunuz ki hayatımın en bomboş ayını geçiriyorum. Derslerim olmadığı için de tüm gün uyuyorum ve orucu uykuya tutturuyorum. Geceler benim, gündüzler uykularımın. Hiç bir düşüncesi olmayan bir insan tam 1 saattir neden dönüp durur diye düşünürken buldum kendimi. Sonra belki ekrana bakarsam gözüm yorulur dedim, aldım telefonu elime... Ama yok, gelmiyor uykum. Gündüzleri uyumaya alışınca gece uykum gelmiyor. Ama sabah dersim var, saat 3 oldu ben 7'de kalkıcam zaten bir şey kalmadı ki sabaha.. e ama 8-17 dersim var ve bu da kafa yani dayanamam uykusuz. Acaba uyumasam ve öğlen arası bi saat uyku mu atsam.. AMA YARIN ÖĞLE ARASINDA BİLE GEÇEN HAFTANIN TELAFİ DERSİNİ YAPACAĞIZ. Uyku bana bu 24 saat içinde uğramayacak galiba. Yani belki uğrar ama ben çok yardımcı olamam kendisine gibi hissediyorum. Düşüncelerimi direkt aktarmak, kendimle konuşmak ve bunu yansıtabiliyor olmak çok hoşuma gidiyor. Birine anlatsam dinler mi; şüpheli. Dinleyecek olan anlar mı; belki. Anlasa ne değişecek? Hiç. O yüzden sallamasyon ben kendi kendime takılıyorum espri falan yapıyorum ama kendim anlıyorum. (Bazen de espri yaptığımı sanıyorum.) Bazen (ne çok bazen dedi bu kız gece gece ya..) kendimi 'gibi' dizisinde rastgele bir oyuncu sanıyorum çünkü hayat bazen(!) çok karmaşık olabiliyor. Bazen(-_-) de Replikart Media üyesiymiş gibi hissediyorum. Enver ve Bahadır benim arkadaşımmış gibi. ŞİZOFREN DEĞİLİM, SADECE bazen ÖYLE BİR AN GELİYOR Kİ DÜŞÜNCELERİM BENİ NERRRDEENN ALMIŞ DA NERELEREE GÖTÜRMÜŞ AMA BENİM HABERİM YOK.. ben haberim olsun isterdim (♪ belkii
Kelimelerin Hissi
İnternette uzunca bir süredir "Roma genelev jetonları" diye dolaşımda olan bu görsel hakkında bir açıklama yapmak istiyorum! Evet görsel ilgi çekici ve farklı, ama gerçek mi? Bu görsel yıllardır “Antik Roma’nın Kama Sutra paraları” diye dolaşıyor ama gerçek hikâye o kadar net değil. Büyük ihtimalle bunlar antik Roma sikkesi değil, erotik temalı modern döküm jetonlar ya da sonradan yapılmış replika bir set. Bunu düşünmemin birkaç nedeni var. Öncelikle, Roma’da erotik sanat vardı. Pompei freskleri bunun en açık örneği. Ama farklı cinsel pozisyonları tek tek gösteren, seri halinde basılmış bir sikke koleksiyonuna rastlanmıyor. Bilinen numizmatik kataloglarda da böyle bir seri yok. Bir de tasarım meselesi var. Figürler ilk bakışta Roma stilini andırıyor ama detaylara girince şüphe uyandırıyor. Anatomiler fazla modern duruyor, sahneler sanki aynı kalıpların varyasyonları gibi. En önemlisi de yazı yok, imparator portresi yok. Oysa Roma sikkelerinde genelde bunlardan en az biri mutlaka olur. En mantıklı açıklama şu üç ihtimalden biri gibi duruyor: En güçlü ihtimal, 20. yüzyılda yapılmış erotik temalı koleksiyon jetonları olmaları. “Roma erotik sanatı” konseptiyle üretilmiş hatıra parçaları olabilir. Bir diğer ihtimal turistik replika setleri. Pompei’deki erotik sahnelerden esinlenmiş olmaları gayet mümkün. İnternette en çok geçen isim ise “Kama Sutra Roma paraları”. Ama bunun akademik bir karşılığı yok, daha çok popüler bir etiket gibi. Gerçek Roma erotik objelerine bakarsan tablo biraz farklıdır. Örneğin spintria denen jetonlar vardır. Üzerlerinde erotik sahneler bulunur ve genellikle arka yüzlerinde bir numara yer alır. Bunların genelevlerde kullanılmış olabileceği düşünülür. Bir de Pompei freskleri var. Roma’nın erotik dünyasını en açık gösteren kaynaklar bunlar.
1000Kitap
"Kalbin o yaraları muhtemelen asla iyileşmeyecek. Ama sonsuza dek oturup onları düşünemeyiz." Haruki Murakami
Alıntı