İnsandan insana geçen, elle tutulamaz, şiirsel bir gül kokusu değil, elle tutulur, şiirsellikten uzak ağız salgılarıdır, öyle ki, bunlar içlerinde barındırdıkları mikrop ordusuyla metresin ağzından âşığına, âşıktan onun karısına, karısından bebeğine, bebeğinden teyzesine, bir lokantada garson olan teyzesinden, çorbasının içine tükürdüğü müşterisine, müşteriden onun karısına, karısından âşığına ve ondan da daha başka birçok ağza geçer, böylelikle de her birimiz, birbirine karışan ve bizi tek bir salgı toplumu, ıslak ve birleşmiş tek bir insanlık haline getiren bir salgı denizine batarız.