Masallar (Bütün Ezop Masalları)Aisopos

·
Okunma
·
Beğeni
·
630
Gösterim
Adı:
Masallar
Yazar:
Alt başlık:
Bütün Ezop Masalları
Baskı tarihi:
2015
Sayfa sayısı:
184
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053608967
Kitabın türü:
Çeviri:
İo Çokona
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
Aisopos (MÖ VI. yüzyıl): Yoksul bir ailenin çocuğu olduğuna inanılan Aisopos bilinmeyen bir nedenle esir düşüp köle tüccarları tarafından satılmıştır. Zekâsı ve mizah yeteneği ile sahibinin takdirini kazanmış, söylediği masallar sayesinde özgürlüğünü kazanmıştır. Doğadaki hayvanlar, bitkiler ya da cansız varlıkların insanlar gibi düşünüp konuştuğu, tanrılarla insanların bir araya geldiği Aisopos masallarının özünde halk kitlelerinin yöneticilere üstü kapalı eleştiri ve itirazları saklıdır. Edebiyat eserlerinin genellikle manzum olarak verildiği bir dönemde bu masallar nesir olarak söylenmiştir. Aisopos masallarını ilk
kez derleyip kitaplaştıran, İskenderiye Kütüphanesi'nin kurucusu Atinalı filozof Dimitrios Falireas'dır. Bu eserden geriye hiçbir iz kalmamıştır. En meşhur ardılı ise La Fontaine'dir, 12 kitapta topladığı 238 masaldan 124'ünde büyük oranda Aisopos'tan esinlenmiştir. Delphoi kehanetlerini sahtekârlık olarak niteleyen Aisopos, rahiplerin iftirasına uğramış, hırsızlıkla suçlanarak ölüme mahkûm edilmiştir.
Seni deliler gibi özlüyorum çocukluğum. Yalvarsam dön desem dönmezsin bilirim. Affan dedeye istediği kadar para sayarım keşke satsa keşke.

Özgür'ü, Ali'yi ve Tayfun'u andım çocukluğumun temel taşları. Keşke olsalar yanımda, yine onlarla okulda öğrendiğimiz, ölenler mücevherleriyle gömülür bilgisiyle gerçek bir mezarı kazıp hazine avlamak istedim. Gerçi ne ölü bulmuştuk nede mücevherini.

Oysa sen ne güzel şeydin hiç bitmeyecek zanneder, kıymetini bilmezdim. Hep daha büyük olmak isterdim. Kaça gidiyorsun diye soranlara 3 yerine 5 derdim. Bilmezdim ki büyük olmak büyük acılar getirirmiş en yakın gördüğü insanlar en derin yaraları açarmış yüreklerde.

Bu yüzden bugün seni tekrar yaşamak istedim. Dövmeli sakızlardan aradım bulamadım. Parka indim salıncakta sallandım biraz. Ne kadar da özlemişim. Kumlara uzanıp üstümü kirletmek istedim. Sonra gittim pamuk şeker aldım kendime. Nasılsa annem şeker yeme dişlerin çürür demeyecek.

Bugün her zamankinden daha bir başka özledim seni. Yine taş atıp pencere kırmak istedim kırılan kalplerin intikamını almak istedim. Ama o kadarına cesaret edemedim. Zillere basıp kaçtım bende. Balkonlardan kim o diye bağırmıyor insanlar. Diafonlar var artık teknoloji çok gelişti. Küçükken ne kadarda özgürdük.

Demirci Güven abi seni bile düşündüm bugün. Sen çekicinle bir şeylere dan dan vururken ben arka tarafa gider çay paketini şeker poşetine döküp birbirine karıştırırdım hep. Yakaladığında kızmamıştın hiç. Büyüyünce bana bir çay demlersin ödeşiriz demiştin. Sonraki günlerde çay ve şekeri yüksek yere koyduğunu da biliyorum tabi.

Hastaneye uğradım yine şırınga çalıp çocukları ben doktorum iğne yaparım diye korkutmak istedim. Acilde bir koşuşturma bir telaş çocuğun biri sara krizine girmiş bende döndüm.

Sonra o caminin önüne gittim. Biraz seyrettim. Yine eskiden olduğu gibi o kilitli odanın anahtarını bulup mikrofonla onun arabası var güzel mi güzel şarkısını söyleyip mahalleyi şaşkına uğratmak istedim. Peşimden koşarken sarığı düşüp merdivende tökezleyen hoca senden de özür dilerim. Umarım ah etmemişsindir.

Ve Arif amca, seyyar sebze meyve arabasına binip uçarken farlarını kırmıştım nasılda dövmüştün acımadan üstelik paranı da almıştın. Sana değil özür rahmet bile yok.

Yapabileceğim fazla bir yaramazlık kalmayınca sahile geçtim. Karadeniz'in hırçın dalgaları yüreğime yüreğime vurup beni ferahlatırken bu kitabı okumaya başladım. Hayaliyle, gerçeğiyle, çoğu düşüncemde sınırlı kalan geçici çocukluğumun üstüne, serserinin biri gelip yalnızsanız bir çay ısmarlayayım dedi ve yine eski büyük halime döndüm.

Kitabımda yarım kaldı, çocukluk anılarımda yarım kaldı, hava bile çok çabuk karardı. İnsan cinsinin çok kötü olduğunu bir kez daha anladım ve eve dönüş yoluna girdim.
Asırlar önce yazılan bir masal kitabı nasıl hala okunabilir? Bu masallarda da çoğu karakter hayvanlar ise?

Ezop masalları çocukluğumuzda bizleri derin etkilerken okuduğumuz çoğu masalın belki de Ezop'a ait olduğunu bile bilmiyorduk belki de. Kitabı okurken hatrıma gelen pek çok masalla karşılaştım. Bu masalları tekrar ve Ezop'un dilinden okumak çok keyfliydi benim açımdan. Bunu diyorum çünkü pek çok Ezop masalı günümüzde yeniden yazılarak daha uzun bir hale getiriliyor. Kitapta göreceğiniz üzere aslında masallar daha kısa.

Kitaptaki isimlendirmelere de değinmeden edemeyeceğim. Karga ile Tilki, Kaplumbağa ile Tavşan, Ağustos Böceği ile Karıncalar... Bütün masallarda isimlendirmeler hikaye içerisinde geçen hayvanlardan oluşuyor. Bu da oldukça farklı geldi bana.

Son olarak kitabı bulabilirseniz mutlaka alıp okumalı varsa da çocuklarınızı da bu masallarla tanıştırmalısınız.
Birbirinden farklı masalları okurken her birinin gizemli yanıyla hayal gücünüzün sınırlarını zorluyorsunuz. Bu kitap görseller içermediği için 3 yaş altı çocuklar için önermem ama 3 yaş üstü için uygun.
Dünyada İyi ve Kötü Şeyler bir arada yaşıyorlarmış, ancak Kötüler İyileri güçsüz oldukları gerekçesiyle yanlarından kovmuşlar, onlar da göğe yerleşmişler. Bir gün Zeus’un huzuruna çıkan İyi Şeyler insanlara nasıl ulaşabileceklerini sormuşlar. “İnsanlara hep birlikte değil, birer birer yaklaşacaksınız“ demiş Zeus. Bu yüzden daima yakınlarında oldukları için insanların başına hep Kötü Şeyler gelir, oysa İyi Şeyler gökten birer birer inmek zorunda kalırlar.
O gün bugün kötülükler insanlarin yanıbaşındalar, saldırıp durur; iyilikler ise gökte oturduklarindan uzun uzun zaman geçer de ondan sonra inerler.
Anlaşıldığı gibi sevinç üzüntünün kardeşidir. Birini güle oynaya ağırlarken, diğerine de katlanmamuz gerekir.
Aisopos
Sayfa 13
Çok eski zamanlarda dünyada kaos ve su hâkimken, ulu Zeus toprağın da ortaya çıkmasını istemiş ve toprağa suyu üç kere içine çekmesini tembihlemiş. Birinci seferde dağlar, ikinci seferde ovalar oluşmuş. Denizi bir kez daha içine çekerse, mesleğiniz ortadan kalkar.
Aisopos
Sayfa 11
Bir kimseyi bir kez bahtı vurup yaraladı mı, o kimse artık o yerden, gönlünde yara açmış o yerden de kaçmak ister.
Bir insan, işini başkalarına bırakmak yerine kendisi görmeye karar verirse, dediğini yapacağından emin olabilirsiniz...
Aisopos
Sayfa 148

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Masallar
Yazar:
Alt başlık:
Bütün Ezop Masalları
Baskı tarihi:
2015
Sayfa sayısı:
184
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053608967
Kitabın türü:
Çeviri:
İo Çokona
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
Aisopos (MÖ VI. yüzyıl): Yoksul bir ailenin çocuğu olduğuna inanılan Aisopos bilinmeyen bir nedenle esir düşüp köle tüccarları tarafından satılmıştır. Zekâsı ve mizah yeteneği ile sahibinin takdirini kazanmış, söylediği masallar sayesinde özgürlüğünü kazanmıştır. Doğadaki hayvanlar, bitkiler ya da cansız varlıkların insanlar gibi düşünüp konuştuğu, tanrılarla insanların bir araya geldiği Aisopos masallarının özünde halk kitlelerinin yöneticilere üstü kapalı eleştiri ve itirazları saklıdır. Edebiyat eserlerinin genellikle manzum olarak verildiği bir dönemde bu masallar nesir olarak söylenmiştir. Aisopos masallarını ilk
kez derleyip kitaplaştıran, İskenderiye Kütüphanesi'nin kurucusu Atinalı filozof Dimitrios Falireas'dır. Bu eserden geriye hiçbir iz kalmamıştır. En meşhur ardılı ise La Fontaine'dir, 12 kitapta topladığı 238 masaldan 124'ünde büyük oranda Aisopos'tan esinlenmiştir. Delphoi kehanetlerini sahtekârlık olarak niteleyen Aisopos, rahiplerin iftirasına uğramış, hırsızlıkla suçlanarak ölüme mahkûm edilmiştir.

Kitabı okuyanlar 34 okur

  • ulu tahıl
  • Alperen Tekin
  • Hüzünlü Palyaço
  • DUA
  • Berfin
  • Hatice Aydemir
  • Almost Honest
  • Mtlp AYDGMS
  • kitapruhluadam
  • 0l

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%35.7 (5)
9
%14.3 (2)
8
%14.3 (2)
7
%21.4 (3)
6
%14.3 (2)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0