Farsçada dâr "ağaç" demek. Türkçe "geniş olmayan" anlamlı dar ve Arapça "ev" anlamlı dâr (dârülaceze "acizler evi", dârülfünun "fenler evi; üniversite" örneklerimdeki) ile ses benzerliği dışında hiçbir ilgisi yok. Biz Türkler Farsçadaki dârın ağaç anlamını unutup ondan darağacı diye bir sözcük türetmişiz: Yani dar ağacı, aslında "ağaç ağacı" demek.
Sazan balığı, motorun sesini duyunca ürküp sudan dışarıya doğru fırlar. Oraya buraya yalpalarken de hoop diye balıkçı teknesinde bulur kendini. Sazan gibi atlamak deyimi buradan gelir.