Piyer'in varlığını, hiçbir zaman duyamayacağını sandığı, hiç beklemediği çılgınca bir sevinç sarmıştı. Sanki yalnız kendisi için değil, bütün evren için yaşamın tek anlamı, sadece duyduğu sevgide ve Nataşa'nın onu sevebilmesindeymiş gibi bir his duyuyordu. Bazen bütün insanlar sadece bir tek şeyle uğraşıyorlarmış gibi geliyordu: İleride kavuşacağı mutlulukla! Sanki bütün insanlar, tıpkı onun gibi buna seviniyor, onun gibi güya başka işlerle uğraşıyorlarmış gibi davranıyor, duydukları sevinci onun gibi gizlemeye çalışıyorlardı. Her sözde, her harekette, kendi mutluluğunu ima eden bir anlam buluyordu. Rastladığı insanları güya onlarla gizli bir anlaşma içindeymiş gibi anlamlı, mutlu bakışları ve gülümseyişiyle hayretler içinde bıraktığı oluyordu. İnsanların, duyduğu mutluluğu bilmelerine olanak olmadığını anladığı vakit, onlara yürekten acıyor, uğraştıkları işler ne olursa olsun hepsinin saçma, boş, hatta dikkate değmez şeyler olduğunu anlatma isteğini duyuyordu.