Puan vermedi·224 syf.··
2026 47. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 18:07
Macar edebiyatı, son zamanlarda en etkilendiğim edebiyatlardan. Agota Kristof, Sandor Marai ve Magda Szabo gibi yazarlar da okuduğum en güzel örneklerinden. Macar edebiyatının kendine has bir derinliği var. İnsanı, yalnızlığı ve yabancılaşmayı o kadar güzel anlatıyor ki duyguları ajite etmeden, bağırmadan, sessizce kalbimize işliyor. Okuduğum her kitapta aynı duygusallığı, aynı derinliği ve aynı yoğunluğu hissediyorum. Büyük olaylar olmuyor belki ama insan ruhunu çok iyi anlattıklarını düşünüyorum. Yine Macar edebiyatının güçlü kalemlerinden Magda Szabo’nun Iza’nın Şarkısı kitabı, anne-kız hikayesi gibi görünse de aslında yalnızlık, yaşlılık, kuşak çatışması ve empati eksikliği üzerine kurulu bir roman. Kitap, babasının ölümünden sonra yalnız kalan annesini yanına alan Iza ve annesinin birlikte yaşamaya başlamasını anlatıyor. Iza annesi için en iyisini yaptığını düşünürken, annesi yavaş yavaş alıştığı hayatı, anıları ve kimliğini kaybetmeye başlıyor. Anne-kız birbirini çok seviyor ve birbirlerini kırmamaya özen gösterdikçe aralarında görünmez duvarlar oluşuyor, birbirlerini anlayamıyor ve empati kuramıyorlar. Her bir karakterin sesini, düşüncelerini ve iç dünyasını aynı samimiyet ve gerçeklikle okuyoruz. Okudukça bir taraftan anneye hak verirken onun yaşadığı çaresizliği ve yalnızlığı hissederken, bir taraftan da İza’yı anlamaya çalışıyoruz. Yazarın dili sade, gerçekçi ve güçlü. Büyük olaylardan çok karakterlerin iç dünyasına odaklanıyor. Kırgınlıkların, söylenmeyen sözlerin ve küçük görünen davranışların nasıl büyük etkiler yaratabildiğini görüyoruz. Özellikle ölüm, yaşlılık, aidiyet hissi ve insanın sevdiği kişiler tarafından bile anlaşılamamasını çok gerçekçi bir dille anlatılıyor. Anne-kız ilişkisiyle başlayan ama insanın yalnızlaşmasını ve anlaşılmamasını,
Iza'nın ŞarkısıMagda Szabo · Yapı Kredi Yayınları · 20245,4bin okunma
A Critical Review of Humankind
8/10
·456 syf.··
2026 4. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 07 Mayıs 2026 14:41
Rutger Bregman’s book Humankind is one of the books that questions negative ideas about human nature and makes readers think. For many years, many people believed that humans are naturally selfish, bad, and only care about themselves. However, Bregman does not agree with this idea. According to him, human nature is not as dark as people think. Instead, people are more willing to help each other, understand others’ feelings, and do good things. In the book, the author supports these ideas with many examples from wars, psychology experiments, history, and biology. One of the best parts of the book is that it gives hope about humanity. Still, when I finished the book, I did not only feel admiration. On one side, I was happy to read it because it made me think differently. On the other side, some of the author’s ideas felt too optimistic to me. Because of this, the book was both interesting and questionable for me. One of the strongest parts of the book is that it makes people question ideas about human nature that many accept without thinking. Today, we often see violence, murder, wars, and fights on television, social media, and in the news. After some time, people start to believe that the world is full of bad people. At this point, Bregman asks an important question: If humans were really bad by nature, how could societies survive for so many years? A big part of human history was shaped by helping each other, working together, and surviving together. From this side, the writer’s ideas are important and meaningful. His ideas against the belief that humans are naturally wild are especially interesting. Today, when someone behaves badly, people sometimes say, “Did you grow up in a cave?” However, Bregman says that hunter-gatherer societies were not as violent as many
Çoğu İnsan İyidirRutger Bregman · Mundi Yayınları · 2024408 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
10/10
·280 syf.··
2026 41. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 11 Mayıs 2026 18:34
Of of of diyorum Ben Şeytanın Oğluyum kitabında, Jean-Christophe Grange, bu kez bize çocukluk travmaları, şiddet ve kötülüğün kaynağı üzerine kurulu oldukça sert bir hikaye yani kendi hayat hikayesini anlatıyor. ‘Bu kitap bir anlamda en korkunç kitabım olacaktı, çünkü yazacaklarımın hepsi gerçekti.’ diyor yazar. Yaşadıklarını da yine kendine has anlatım tarzıyla anlatıyor ve okurken gerim gerim geriliyoruz. Düz bir anlatımla anlatmıyor ve sayfaları çevirdikçe daha karanlık, daha şiddetli olaylarla karşılaşıyoruz. Otobiyografi kitabı olduğu için yaşadıkları değil tabii ki ama kurgusu o kadar güzelki okuduğum en güzel Grange kitabı olabilir çünkü hepsi gerçek. Nerdeyse tüm kitaplarını okumuş biri olarak, okurken kitaplarında yazdıklarını tekrar yaşadım ve Grange’ın bunlarla başetmesini ve yazar olma yolundaki çabaları çok etkileyiciydi. Eğer biyografi kitabı olmasaydı yapacağım yorum, temposu yüksek, gerilimi hiç düşmeyen, karanlık atmosferi çok güçlü, kötülüğün kaynağına inen ve insanın içini huzursuz eden bir roman derdim. Grange severlere, Grange’ın karanlık dünyasına yolculuk etmek ve olayların başlangıcını öğrenmek isteyenlere kesinlikle tavsiye ediyorum. Grange respect
Ben Şeytanın OğluyumJean-Christophe Grangé · Doğan Kitap · 0155 okunma
respect
10/10
·1056 syf.··
2026 9. kitabı
Hayatında yüzlerce kitap okumuş benim ömrümde okuduğum en iyi kitap.. 1500 sayfa değil 5000 sayfa olmasını ve hiç bitmemesini istedim.. Teşekkürler Dumas
Monte Cristo KontuAlexandre Dumas · İthaki Yayınları · 201037,2bin okunma
10/10
·186 syf.··
2026 28. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 03 Nisan 2026 00:04
Alper Canıgüz’ün ilk romanı Tatlı Rüyalar, gerçek, düş ve kurgu arasında ustalıkla gidip gelerek, okura psiko-absürd romantik komedi tadında baş döndürücü bir hikaye anlatıyor. Hikayemizin bir tarafında, hayatının bir bölümünü satmak için gazeteye ilan veren Hamit ve bu ilan için başvuran Hector, diğer tarafında ise rüyasında gördüğü adamdan kurtulmak isteyen Şevket ve başvurduğu Profesör Olcayto Fişek var. Olcayto Fişek’in derslerine konuk olup, öğrencilerle birlikte rüyaları yorumlamalarını ve anlamlandırma çabalarını dinlerken, ‘rüyalar mı gerçek, gerçekler mi rüya?’ diye düşünüyoruz. Aynanın iki yüzü gibi bir tarafta Şevket, bir tarafta Hector ve bir süre sonra yaşanan hayatlar ve gelişen olaylar iç içe geçiyor ve sınırlar aşılıyor. Canıgüz’ün kendisinin de psikoloji mezunu olmasının da etkisiyle, bol bol Freudyen bakış, psikolojik çözümleme, psikanaliz, öte yandan ise kendine özgü kara mizah ve absürtlüğü okuyoruz. Kitabı okurken, hem kahkahalar atıyoruz hem de fark etmeden bilinçaltının derinliklerine iniyoruz. Kitap bittiğinde ise tıpkı Inception filminde olduğu gibi, ‘Aslında hangi dünya gerçekti?’ sorusunu soruyoruz. İnce ama katmanlı, okuması hem çok kolay hem de zor bir kitap. Ben çok severek okudum ve bir kez daha yazarın diline, mizahına ve o kendine has absürtlüğüne gerçekten hayran kaldım. Alper Canıgüz’e kocaman bir respect.
Tatlı RüyalarAlper Canıgüz · İletişim Yayıncılık · 20138,1bin okunma
Puan vermedi·345 syf.··
2026 24. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 21 Mart 2026 22:17
Murat Menteş, Türk edebiyatında 2010’lu yıllara damgasını vuran, Alper Canıgüz, Emrah Serbes ve Onur Ünlü gibi isimlerin de içinde bulunduğu ‘Afili Filintalar’ ile sokak dili, kara mizah, absürt edebiyat ve yüksek tempolu kurguyu edebiyatımıza taşıyan isimler arasında yer alan nevi şahsına münhasır bir yazar. Murat Menteş’i daha önce hiç okumamıştım fakat Leyla ile Mecnun’un senarist kadrosunda yer aldığını ve dizinin o absürt mizahının oluşmasında etkili isimlerden biri olduğunu biliyordum. Bu yüzden diline aşinaydım ve okuyacaklarıma da hazırlıklıydım. Kitabımıza gelirsek, Ruhi Mücerret hem çok eğlenceli hem de insanı düşündüren bir roman. Romanın merkezinde, Türkiye’nin yaşayan en yaşlı gazisi 100 yaşındaki Ruhi Mücerret bulunuyor. Çok hızlı akan, temposu neredeyse hiç düşmeyen, aforizmalarla dolu ve kara mizahını her satırda iliklerimize kadar işleyen bir kitap. Karakter isimleri özenle seçilmiş, hepsi inanılmaz komik ve ironik. Bir taraftan absürt ve hızlı bir hikaye okurken, diğer taraftan yalnızlık, yaşlılık, savaş ve hayatın anlamı gibi konuları da alttan alta düşünüyoruz. Üstelik o kadar absürt olaylar yaşanıyor ki, biz bunları son derece olağan şeylermiş gibi okuyoruz. Kısacası Ruhi Mücerret, mizahı, absürtlüğü ve düşündüren yönüyle okuması son derece keyifli ve farklı bir roman. Murat Menteş’in diliyle henüz tanışmamış olanlar için de iyi bir başlangıç olabilir. Benim için ise ilk kez okumama rağmen, bütün kitapları okunacak yazarlar kategorisinde yer aldı bile. Murat Menteş respect.
Ruhi MücerretMurat Menteş · Alfa Yayınları · 202018,3bin okunma