Sana "Düş"ten söz ederken ne demek istediğimi artık hatırlamıyorum: Belki de boşlukta, toplu iğne başı üstünde gökdelenler yaratmayı vurgulamak istiyordum.
[...] karnımızı doyuracak bir lokma ekmek bulamazken ve en kabasından batıl inançlar iflahımızı keserken, anonim şirketler sırf dürüst insanımız az olduğu için karınlarını, ceplerini tıka basa doldurmaktadırlar; devletin yerleştirmeye çalıştığı özgürlükse hiç işimize yaramamaktadır, çünkü köylümüz, sırf meyhanede içebilmek uğruna kendi kendini soymaktan mutludur.
Kişilik, sayın bayım, en önemlisi budur işte: İnsanın kişiliği bir kaya gibi sağlam olmalıdır, çünkü her şey onun üzerine bina ediliyor. Çok iyi biliyorum ki, sözgelimi, benim alışkanlıklarımı, giyinişimi, nihayet, kibarlığımı komik buluyorsunuzdur; ama bütün bunlar insanın kendine olan saygısından, görev duygusundan geliyor. Köyde, ücra bir yerde yaşıyorum, ama bırakmıyorum kendimi, insan olarak saygı duyuyorum kendime.