Çocuklar yetişkinlere kıyasla travmaya karşı daha savunmasızdır. Çocuklar dünyaya dirençli olarak gelmezler, onların öyle olmaları sağlanmalıdır. Gelişmekte olan beyin hayatın erken dönemlerinde hem iyi hem de kötü deneyimlerle kolaylıkla şekillenebilir ve bu dönem çocukların onlara karşı en hassas oldukları zamandır.
Benimkinden çok farklı bir dünyada büyümüştü ve bu durum bir şekilde onu bana getiren sorunlarla ilişkili olmalıydı. Bunun ne olduğunu tam olarak bilmiyordum ama büyüdüğü ve yaşadığı dünyanın onun duygusal, davranışsal, sosyal ve fiziksel sağlığını etkileyen önemli bir şey olduğunu biliyordum.
Çocukların fiziksel, duygusal veya psikolojik olarak travmadan nasıl hayatta kaldıklarını belirleyen şey etraflarındaki kişilerin, özellikle de güvenmeleri ve inanmaları gereken yetişkinlerin sevgi, destek ve teşvik vererek yanlarında olup olmadıklarıdır. Ateş ısıtabilir veya yakıp yok edebilir, su susuzluğu giderebilir veya boğabilir, rüzgar okşayabilir ya da kesebilir. İnsan ilişkileri de böyledir: Birbirimizi hem yaratabilir ve yok edebilir, hem besleyebilir ve dehşet içinde bırakabilir, hem de travma yaşatabilir ve iyileştirebiliriz.
“Cahillere elinizden geldiğince çok şey öğretin; toplum ücretsiz eğitim vermediği için suçludur, kendi karanlığını kendi yaratıyor. Günah karanlık ruhlarda işini daha kolayca görür. Suçlu günahı işleyen değil, karanlığı yaratandır.”