Ne ekmek, ne öğün,ne kahvaltı, ne kısmet
Hey Allah'ım! Nereden gelir bunca felaket
Zenginlik yolunu kestiler, yoksul düştük
Akıl gitti baştan, sersem ve cahil kaldık
Gözleri de kör et, kararsın aydınlık da
Ne edeyim, derd ü gam düşmüş payımıza
Ah edildi bize,kimseler destek olmaz
Dostlar selam vermez, kardeş ve baba sormaz
Yitirdik yolu, ah, bilmem ne yana gitsem
Allah'ım! Irmakta susuzluktan mı ölsem...
"Ve sizlerin kandırıldığını biliyoruz. Bazı düşman ülkeler tarafından kandırılmışsınız. Etrafımız düşmanlarla dolu. Bizi bölmek parçalamak istiyorlar. Bu Kürt ve kürtlük meselesi de onlar tarafından çıkartılmış, bununla pis emellerini gerçekleştirmek istiyorlar. Biz de biliyoruz, siz de biliyorsunuz ki ülkemizde bir Kürt sorunu yok. Hepimiz türküz kardeşiz ,öyle değil mi?"
Sana soruyordu, korkmasan gülecektin orada. Uzağa gitmene gerek yoktu, zavallı annen bir kelime Türkçe bilmiyordu. Ve bu bay Kürt yok diyordu. Kürt yok! Güneş yok dermiş gibi, ay yok ,Yıldız yok dermiş gibi. Bir halk nasıl inkar ediliyordu?...
Hiçbir anı zamanın, hiçbir acı da ölümün karşısında duramaz,onu yenemez. Zaman en önemli anıyı, ölüm de en büyük acıyı unutturur. Bu yüzden yazmak iyidir...
Çığlık çığlığa ve inilti ile açar kapılarını. Doğu tarafından Toros dağlarını ve volkanik Karacadağı arkada bırakıp altın rengi bir ovaya girildiğinde surlar, burçlar ve Diyarbakır'ın Doğu kapısı görünür. Öyle bir görünür ki; insan onun yabancılardan, düşmanlardan,bozgunculardan, şeytanlardan, ayıplardan korunmak için yalçın dağların eteklerine sığındığını düşünür.
Kuzey tarafından da Dodan Dağı,Golap-Cîmat,Xezîne,Erxenîs ve Erbat dağları geçilmeli. Zulkîf Dağından sonra ova altın bir tabak gibi belirir artık. Batı tarafından altın ova Raman,Xerzan,Kendalan ve Reşyan dağlarının eteklerine ulaşır. Raman Dağının ağzının önündeki grilik bir maymun griliği gibi görünür. O grilik dağın karnında bir yarık açar, bir vadiye dönüşür. Vadi'den aşağı inildiğinde nehirler göller sular ve göletlerden geçildiğinde Diyarbakır'ın Batı kapısına varılır. Güney tarafından ise Stewr,Kercews,Hermîs,Kerbend ve Germav dağlarından sonra ovaya varılır.
Dört kapısı vardır doğu batı kuzey ve güneyden kucak açar misafirlerine. Der ki gelin dar günlerin yoldaşları sizin için yerim var benim gelin. Der ki siz de gelin ey ayıplı düşmanlar sizin için de yerim var gelin. İyilik ve kötülük, temizlik ve pislik ,samimiyet ve bozgunculuk ,dostluk ve haset,keder ve mutluluğunuzu;dil, adet, töre, kültür,tank ,top ,altın ve vergilerinizi yüklenip gelin. Ey krallar gelin, ey vezirler yaverler gelin. Baldırı çıplaklar yalın ayaklar gelin. Ey bozguncular, ey yedi şehrin uyuz ipleri gelin. Yiğitler, savaşçılar, inancının yoluna baş koyanlar gelin.