İnsanoğlunun kafa yorarak icat ettiği oyunlar arasında tesadüfün her türlü despotluğuna karşı duram ve zafer kupalarını yalnızca akla ya da daha çok zihinsel yeteneğin belirli bir biçimine verem yek oyun. Ama satranca oyun demekle haksız bir kısıtlama yapmış olmuyor mu insan?
“Bu kurnaz köylülüğünün derinliklerinde yatan noksanlığının arkasında açık vermeme akıllılığı yatıyor bence… Ne zaman yakınında kültürlü bir insan hissetse, kabuğuna çekiliyor ve böylelikle hiç kimse ondan aptalca bir söz duymuş ya da kültürsüzlüğünün sınırsız derinliğini keşfetmiş olmakla övünme fırsatını yakalayamıyor.”
Sabit fikirli ve aklını tek bir düşünceye saplamış her türden insan, hayatım boyunca ilgimi çekmiştir, zira bir insan kendini ne ölçüde sınırlarsa, o denli sonsuza yakınlaşmış olur; işte, görünüşte dünyadan kopuk yaşayan bu tür insanlar, kendilerine has kişilikleri içerisinde karınca misali dünyanın garip ve eşi bulunmayan bir modelini kurarlar.
Yaşamını ve şimdi mutluluğunu da oluşturan bütün bu şeylerin tadına daha derinden varmak için gözleri kapalı yatmaya devam etti. İçinde hala acıyan bir yer vardı, ama iyi şeyler vaat eden bir acıydı bu, tamamen kapanmadan öncr kabuk tutarken yanan yaralar gibi sıcak, ama yumuşak bir acı.