Başlangıçta ne olabilir ki diyerek başladığım kitaba, ortalarına geldiğimde bildiğiniz filmi izliyorum gibi bir şey oldu. Yani betimlemeler çok güzeli. Hepsi bir bir hayalimde canlandı. Bildiğiniz film izledim. Akıcıydı. Gerçekten beğendim.
Bir çırpıda bitecek kısa,anlamlı ve anlatımı çok akıcı bir kitap.Keşke daha önce okusaydım dedirtiyor.Olaylar bir gemide geçiyor fakat asıl karakterin geçmişte yaşadıklarına,esaretini satranç ile nasıl bastırmaya çalıştığına da değiniliyor.Klasik bir Stefan Zweig sonuyla bitmeyişi de beni mutlu etti.Hemen elinize alıp bitirebileceğiz güzel bir kitap.Kesinlikle tavsiye ederim.Iyi okumalar. (=
SatrançStefan Zweig · Venedik Yayınları · 2018279,1bin okunma
Stefan zweig ın eşiyle birlikte intihar etmeden önce ki son kitabı . Birebir hissettim her anlatılanı yaşananı ve kendi içimdekilerin hüzünlü ifadesi vardı okurken keyifsiz ama meraklı bir istekle okudum . Geçmişi hatirlamamak adına hızlı hızlı okudum . Ruhsal ve düşünsel baskı beni sıkıştırıyor aynı zamanda biraz da zevk veriyordu birakamadim.
Satranç oynamayı ilkokulda gururumu inciten bir kaç kişi yüzünden bırakmıştım çok da hevesli değildim ama sonra görmek bile istemedim . Ama kitabı okurken aldığım etki sayesinde tekrar öğrenmek için uygulamalar indirdim . Yukarı - aşağı betimlemeleri , hiçlik , baskı , kaçış , bağımlılık ve hırs beni etkileyen kavramlar oldu . Sonuna geldiğimde satranç oynama isteğim kayboldu . Her bağımlılık gibi zevk veren yanı farkında olmadan yavaş yavaş seni öldürürken bunu bilmemen o adam gibi benide çıkış noktasına sürükledi sanırım .
SatrançStefan Zweig · Venedik Yayınları · 2018279,1bin okunma
.
Satranç tahtasıyla, taşlarıyla haşır neşir olan bir dünya şampiyonu mu daha iyi satranç oynar yoksa hücresindeki bir mahkûmun şans eseri bulduğu, satrancın incelendiği, anlatıldığı bir kitabı yalayıp yutan bir mahkum mü?
.
Stefan Zweig yine duyguları, insanları, düşünüş şekillerini inceliyor ve bizleri okurken düşüncelere boğuyor. Ama boğulmuyoruz, yüzüyoruz.
İnsan ne kadar yükselirse yükselsin bazı duygularını yitirmelelidir, kibire bürünmemelidir. Kibir sizin yaptığınız işi basitleştirir. Czentovic kibiri insanları görmesine engel olmuş bir dünya şampiyonu. Bahsi geçen mahkûm Dr. B. ise alçakgönüllü aynı zamanda satranç taşlarına lise yıllarından beri dokunmamış sıradan birisi. Aralarında geçecek kapışma aslında sadece satranç değil, bir zekâ oyunu yada bir duyguların kapışması durumu. Yenen, yenilen ne, kim olursa olsun...
.
Çok güzel bir kitaptı, kesinlikle tavsiye ederim. İyi okumalar güzel okurlar!♡
.
#yorumperisi
Satranç, Zweig'in en çok okunan eserlerinden, bende okuyalı çok oluyor ama ancak yorumu yazabiliyorum. Popüler bir yazarın en çok okunan eseri hakkında yazacak ne kaldıysa artık?
Satranç, Zweig'in Brezilya'daki sürgünde yazdığı ve en tanınmış eserlerindendir. İlk baskısı 250 adet olarak 1942 yılında Buenos Aires'te çıkan hikayenin, İngilizce tercümesi 1944'te New York'ta yayımlandı. Satranç, Almanya 'da 1.200.000'den fazla sattı.
Hikaye New York'tan Buenos Aires'e yolculuk yapan bir deniz vapurunda yaşanır. Bir grup yolcu gemideki kurgusal satranç şampiyonu Mirko Czentovic'i partiye davet eder. İlk partiyi beklendiği gibi rahatlıkla şampiyon kazanır. Yine kaybedilmekte olan rövanş partisinin ortasında, oyuna Dr. B. adında bir başka yolcu daha katılır ve bir beraberlik kurtarır. Bunun üzerine yolcular tarafından Czentovic ile Dr. B arasında bir müsabaka organize edilir. Müsabaka başlamadan Dr. B. kitapta hikayeyi anlatana satrancı nasıl öğrendiğini bildirir. Gestapo tarafından bir otel odasında aylarca hücre hapsine kapatılmışken, bir sorgulama öncesi bekletildiği odanın duvarında asılan montun cebindeki satranç kitabını çalmayı başarmıştır. Kitaptaki kaydedilmiş oyunları satranç tahtası olmadan kendi kafasında oynamaya başlar. Satranç hücrede sıkıntıdan çıldırmak üzere olan Dr. B'nin hayatını kurtarmıştır. Sonunda hapisten salıverilmiştir. Gemide satranç şampiyonuna karşı ilk müsabaka Czentovic'in yenilgisi ile biter. Dr. B zihninde kendiyle yaptığı binlerce oyunun verdiği yetkinlik sayesinde Czentovic'in oynayacağı oyunları önceden hesaplaya bilmekte ve çok hızlı bir şekilde hamle yapmaktadır.
İlk sayfaları okumaya başlayınca gözümde önce Titanik, sonrasında diğer gemi filmleri ( Aşk gemisi dizisi dahil ) canlandı. Okumaya devam ettikçe aklıma Garri
SatrançStefan Zweig · Venedik Yayınları · 2018279,1bin okunma
Öyle bir kitap ki nerden başlayıp nereye varıcağını kestiremiyorsunuz aynı santranç gibi hamleleri tahmin edebiliyorsunuz ama kitap en tahmin edilemezi sunuyor bu da sizi daha çok kitaba yönetmenizi sağlıyor.
Yazarın korku dan sonra okuduğum ikinci kitabi. Bu kitaptan beklentim oldukça yüksekti. Beni tatmin etti doğrusu. Dili cok güzel ve akıcı. İçinizde satranç oynama isteği olusuyor..
SatrançStefan Zweig · Venedik Yayınları · 2018279,1bin okunma
Kitabın içeriğiyle ilgili pek birşey anlatmayacağım. Rahatlıkla bir saatte en kötü bir buçuk saatte okunacak bir kitap. Bakmayın 3 günde bitirdiğim yazdığına. Bu sabah okumaya başladım. Kısaca olayın özüne değinmek gerekirse dünyaca ünlü bir satranç ustası var. Mirko Czentovic adındaki bu satranç ustası aslında dışa karşı kapalı hatta bir çok konuda da yeteneği olmayan birisi. Tabi olaylar adını bilmediğim başka bir kahraman tarafından anlatılıyor. Özetle satranç turnuvasına giden bu arkadaşlar bu yolculukta Dr. B. adındaki asıl kahramanımız ile karşılaşıyorlar. Tabi olaylar bundan sonra başlıyor. Dr B., bir satranç oyununa müdahil olarak oyunun seyrini değiştirir. Buraya kadar herşey normal. Arkadaşlarımız, Dr. B.'nin yanına gidip onu tebrik eder. Dr. B. de sanki yıllardır içinde tuttuğu duygularını bir anda anlatıcı kahramanımıza anlatmaya başlıyor.
Şimdi bu kısımdan sonra tamamen yorumuma dayalıdır. Tarih ile ilgilenen insanlar, Hitler döneminde insanlara ne tür işkenceler edildiğini ve çeşit çeşit sorgulamalara tabi tuttuklarını da bilir. Bunların bir kısmı fiziksel bir kısmı zihinsel şiddettir. Dr. B. de zihinsel şiddete uğrayan bir insan. Aslında bu yalnızlık ve hapsolma durumu bir süre sonra dayanılmaz bir acıya dönüşür. Günümüzü baz alarak konuşuyorum. Sürekli sosyal medyada aktif olan bir insanın bir hafta sosyal medyadan uzaklaştırıldığını düşünelim. Bu insanda oluşacak travma ilk başta küçük çapta olsa da daha sonra dayanılmaz bir acıya dönüşme ihtimali yüksektir. Başka bir durumu ele alalım kötü bir süreç yaşıyoruz. Covid-19 salgını yüzünden evlerdeyiz. İlk başta daha kabul edilebilir bir durumken bir süre sonra artık insanlar bu duruma dayanmamaya başlıyor. Hikayenin özüne inmeden Dr. B. de böyle bir durumda kendisine çıkış yolu bulmaya çalışıyor. Nazi
SatrançStefan Zweig · Venedik Yayınları · 2018279,1bin okunma
Bir gazatecinin kibirli bir satranç ustasının kibri ile savaştığı sırada, satranç ustasını yenen bir insanın kafasının içine hapsolmamak için, kendini bir oyuna bağımlı ettiğini öğreniyor. Tıpkı insanların düşünmekten ve sorgulamaktan kaçmak için kendini oyalayacak birşeyler bulması gibi.
Stefan Zweig'in okuduğum ilk eseri. Son zamanların en çok satanlar listesinde olan bu kitap, bir nevi dinlenmek ya da boş zamanı doldurmak için okunabilecek bir kitaptır. Konusu şöyledir: Dünya satranç şampiyonu olan Czentovic'in seyahat ederken hırsına yenik düşen biri ile gemide yaptığı satranç mücadelesini uzak seyreden biri mücadeleye karışır. Bir kaç hamle ile Czentovic'in kazanmak üzere olduğu mücadeleyi berabere bitmesini sağlar. Ertesi gün yeni bir mücadele için anlaşan bu iki güçlü rakip karşı karşıya gelir. Ancak Czentovic'in rakibi, Hitler Almanyası'nda işkence gören biridir. İşkence gördüğü zamanlarda eline geçirdiği bir satranç kitabında dünyanın en iyi satranç ustalarının taktiklerini öğrenerek delirmemeye çalışmıştır. Bu da mücadele için kendisine geçmişten gelen bir satranç bilgisi sağlamıştır. Ancak Czentovic'in rakibi, doktorun uyarısını son anda hatırlayarak bu mücadeleden vazgeçer. Çünkü yeniden delirebilirdi.
Kitap bu şekilde. Sonu benim gibi sizi de hayal kırıklığına uğratmış olmalı. Ama yine de yazar esere noktayı bu şekilde koymuştur. Dediğim gibi boş vakitlerde ya da dinlenmek için okunabilecek bir eserdir.
Stefan Zweig, Avusturyalı yazar ve gazeteciydi. Edebi kariyerinin zirvesinde olduğu 1920'li ve 1930'lu yıllarda, dünyanın en çok çevrilen ve en popüler yazarlarından biriydi.
Zweig, Viyana, Avusturya-Macaristan'da büyüdü. Honoré de Balzac, Charles Dickens ve Fyodor Dostoyevski gibi ünlü edebiyatçılar hakkında Üç Büyük Usta (1920) ve belirleyici tarihsel olaylar hakkında Yıldızın Parladığı Anlar (1927) adlı tarihsel incelemeler yazdı. Ayrıca Joseph Fouché (1929), Mary Stuart (1935) ve Marie Antoinette'nin biyografilerini yazdı. Zweig'ın en bilinen kurgu eserleri arasında Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu (1922), Amok Koşucusu (1922), Korku (1925), Karışık Duygular (1927), Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat (1927), psikolojik roman Sabırsız Yürek (1939) ve Satranç (1941) yer almaktadır.
1934 yılında Almanya'da Nazi Partisi'nin yükselişi ve Avusturya'da Ständestaat rejiminin kurulmasının bir sonucu olarak Zweig, İngiltere'ye göç etti ve 1940 yılında kısa bir süre New York'a ve daha sonra yerleştiği Brezilya'ya taşındı. Son yıllarında bu ülkeye aşık olduğunu ilan edecek ve Brezilya, Geleceğin Ülkesi adlı kitabında bu ülke hakkında yazacaktı. Yıllar geçtikçe Zweig, Avrupa'nın geleceği konusunda giderek daha fazla hayal kırıklığına uğradı ve umutsuzluğa kapıldı. 23 Şubat 1942'de Petrópolis'teki evlerinde eşi Lotte ile birlikte aşırı dozda barbitürattan ölü bulundu. Eserleri birçok film uyarlamasına temel oldu. Zweig'ın anı kitabı Dünün Dünyası (1942), I. Franz Joseph yönetimindeki Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun çöküş yıllarındaki yaşamı betimlemesiyle dikkat çeker ve Habsburg İmparatorluğu hakkındaki en ünlü kitap olarak anılır.