İbrahim Halil Sarı

İbrahim Halil Sarı

Çevirmen
8.0/10
314 Kişi
·
Okunma
·
0
Beğeni
·
100
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
108 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
+Anne ben nasıl oldum
-Oğlum, seni leylekler getirdiii
+Tamam anne
-Yaaaa ne kadar basit bir çocuksun
+Ne yaptım gene
-Birazz zorla benii
+Eee leyleklerr getirmiş benii dahaa ne sorayımm
-Oğlum olduğunaaa halaaa inanamıyorummm!
+Anne belki zaman bana doğruyu öğretir
Sen kendini yorma
-Ulannn ben mi anneyim yoksaa sen mii
+Bana yaşattıklarınız beni olgunlaştırdı anne
-Çocuk ol yaşına göre davran, her şeyi bilmee, kurallarr varr senn çocuksunn, çok bilmiş ıyyy
+Bilmiyor musun çocuklar her şeyi anlar, her şeyi görür ve duyarlar, sanırsın ki hiçbir şeyi bilmezler ne de olsa çocuklarr
Ama yanılıyorsun anne, bizlerr her şeyi bilirizz.

Üç farklı zihin ve üç farklı dünyaaa...

Küçüklüğünüzü hatırlayın ve neyi ne kadar biliyordunuz.
Gelişiminizi dünyaya bakışınızı ve yaşınızın ilerlemesiyle bazı şeyleri daha iyi anlamanız hatırlayın ve bu tüm cümleleri bir tek cümle yapan şu cümleyi görün şimdi; "Hayata ve yaşama olan bilincimiz yaşımızla doğru orantılıdır"
Bazen bazı şeylerr yaşımızla birlikte bize verilir, yapmamız gereken tek şey o yaşı ve zamanı beklemek olacaktır.
Tabi her geçiş bir çöküş bir yıpranıştır. Gerçeklerin dayanılmaz ve katlanılmaz darbesidir.
Kişi boynu bükük olur her geçiş sonrası, ondan sonrası dik durabilenler bu hayata karşı başarı sağlayabilenler olur.

Bu kitabı nedense çok sevdim
Çok güzel buldum
Hiçbir zaman kitabı tamamen anlatmam
Belki kitap bana şunu anlatman gerek der
Ama ben sadece bana hissettireni yazarım
O uçmaktan bahseder, ben hayalleri anlatırım.
O bana gerçekleri anlatır, ben ise varlık yok anlarım.
Her kitap herkes de aynı şeyi uyandırmaz
Aslında bir kitap vardır ve her okuyucuyla bir kitap daha yaratılmış olur.


https://youtu.be/wdY9XOcQLdQ
93 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Benim gibi piskopatça acaba gerçekten olayın tümü yirmi dört saate mi gerçekleşiyor diye okursanız...

Kitap başlangıç itibari ile gözler önünde yaşanmış bir olay karşısında ikileme düşen fikirler üzerinden giriş yapılıyor.

Bir kadının kumar salonunda etkilendiği bir gence olan tutku ve bağımlığı ona olan takibi ve yağmur altında ıslanışı ve kadının şevkatli yardımı sonrası kendini sabah uyanırken bulması, kadını gence olan fiziksel ve duygusal betimlemeleri,gencin kadından küçük oluşu kadının ise buna olan kendi içsel sitemi
Ve en son olarak inandığı ve taptığı duyguların kurbanı olması

Anlık birine aşık olup onunlar her yere gidebilir misiniz ?

Her şeyi bırakıp sadece onun size yaşattığı duygulardan dolayı ailenizi bırakır mıydınız?

Tutkuların bir kadına nelerin yaşattığıni.

Bakmak istediğin şeyle asıl görünenin şeyin aynı olmadığını.

Kör olmak delice koşmak hiçbir şeyi göremeyecek kadar amok olmak.

Bazen değmez dediğin şeyler olur
108 syf.
12 yaşındaki Edgarın, kadın avcısı baron ve av olmaya hazır annesi arasında geçen olaylar sonucunda çocukluğunun binlerce yalanından sıyrılıp, anlatılması güç hayatın bütün yanlarını zamanla yaşayarak göreceği hikayede ona yepyeni duygular dünyasında ki kapının açıldığı bir haftalık bir olay anlatılmıştır.
77 syf.
·1 günde
Bu nasil bir hayal gucudur ?? Bunlar kesinlikle yasanmisliklardan geliyor olmali
Ayrintilar o kadar ustaca diziliyor ki detaylara bogulmak sanat eserine dosunuyor...
138 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Bu kitabı bitirip kapağını kapatınca Zweig'in kısa biyografisini okudum. 1942'de intihar ettiği ihtihar sebebinin de tam bilinmediği yazıyor. Hayatı bu kadar samimi anlatan, tüm duyguları bu kadar içten yazabilen bir insanın intihar etmesi bana olağanüstü gelmedi. Sevgiyi, öfkeyi, ilgi ihtiyacını, yalnızlığı bu kadar içten anlatması yazarin bu duyguları derinden yaşadığı, kuvvetli bir anlama kabiliyetinin olduğunu gösterir. Böyle her seyi dolu dolu yaşayan insanlar hayatın ne kadar boş olduğunu görür. Nazi döneminde nefreti görmüş. 2 evlilik yapmış, kitaplar yazmış ve hayatın artık sonlanması gerektiğini düşünmüş her türlü durumu duyguyu yaşamış ve ihtihar etmiş. Böyle insanlar en uzak yerlerdeki acıyı bile kendileri yasarmis gibi üzülürler. Bu yük onlara ağır gelir.
Her neyse konuya geleyim. Bu kitapta da yazar bir çocuğun yetişkin dünyasını anlamaya çalışmasını konu almış. Çocuk hastadir ve annesiyle tatile bir otelde kalmaya giderler ve burda gizemli, eğlence arayışında bir baronla karşılaşırlar. Çocuk annesiyle baronun arasinda gelişen şeyden şüphelenir ama anlayamaz bu onun içini yakan bir sır olup çıkar. Bu sırrı çözmeye çalışırken ki çocuğun hayal dünyası çok saftır. Boyle ilgisiz anne baba olduğu sürece çocuklar savrulup gider. Nasıl anne ve babalar olmamalıyız konulu kitabı anne babalara kesinlikle tavsiye ederim anne baba olmayanlara da tavsiye ederim onlarda okuyup kendilerini ona göre hazırlasınlar.
88 syf.
·Beğendi·8/10
Güzel, sürükleyici, güzel mesajlar içeren bir kitap... Dünya klasikleri arasında yer almış Stefan Zweig'ın her yaştan insanlara hitap eden bu eserinin Okunmasını tavsiye ederim.
88 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Stefan Zweig'in okuduğum efsane eserlerinden birisi. Üslup olarak "Satranç, Amok Koşucusu ve Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat" adlı eserlerinden biraz farklı. Çünkü o eserlerinde olay birinin başından geçiyor ve bu kişiler olayı başka birisine anlatıyor. O kişi ise olayı kaleme alıyor. ( Biraz karmaşık oldu mazur görün:) ) Bu eserinde durum biraz farklı olayı yaşayan kişi kendi yaşamındaki değişikliğin sebebini anlatıyor. Dil gayet akıcı. Kitap başlarda sıkıyor ama bu durum her kitapta oluyor zaten. Ve yazarın diğer eserlerinde olduğu gibi bu eserin sonunda da
bir mesaj içeriyor.
Tavsiye ederim. :)
88 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Güzel bir hikayenin bir yayınevi tarafından katledilişine tanık oldum bu kitapta. Zweig'in okuduğum üçüncü ve en beğendiğim kitabı. Aynı zamanda yazım yanlışlarından dolayı beni cinnet noktasına getiren ancak hikayenin güzelliğiyle onu bile unuttuğum bir kitap oldu.

Yaşama sevinci nedir? İnsan bu sevincin içinde olduğunu ya da olmadığını nasıl anlar? Bu sevinci nasıl geri getirir ve nasıl tekrar kaybeder?

Bu sorulara bir nebze yanıt bulduğum bir hikaye ile karşı karşıya kaldım.

Sadece bir gecede , sadece bir kadın kahkahası ile yaşam meşalesinin ateşinin ilk kıvılcımları çakılabilir. Mutluluk bazen bir suçun, bir utancın yoğun enkazı altında kendini gizleyebilir. Onu bulmak için o ince yaşam kıvılcımına tutunmamız gerekir. Çünkü mutluluk sanıldığı kadar zor bir Havva elması değildir . Ki zaten Havva da ona ulaşmakta pek de zorlanmamıştır. Sonu ölüm dahi olsa o tadına bakmıştır hayatın. Adem merak ettiğiyle kala dursun...

Kitap hayat ışığını kaybetmiş bir burjuvanın bir gecede tekrar hayatı hissetmesi ve mutluluğu bulması üzerine ilerliyor. Çok güzel mesajlar çıkarılabilecek bir hikaye ne yazık ki berbat bir basımla heder oluyor. Ama geride güzel ve tatlı bir his, belki biraz burukluk bırakan bir hikaye bu.
Sanırım hislerin hikayeleri bana çok daha güzel ve anlamlı geliyor. Şimdiden iyi okumalar :)
93 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Ancak bir kadının duyguları kendi sözcükleri olmasa da, bütün herşey açık bir şekilde ortaya saçılmasa da, herşeyi hissedebilir... başkalarının ne söyleyeceğini umursamadan onunla gider...
79 syf.
·Puan vermedi
Stefan zweig ın eşiyle birlikte intihar etmeden önce ki son kitabı . Birebir hissettim her anlatılanı yaşananı ve kendi içimdekilerin hüzünlü ifadesi vardı okurken keyifsiz ama meraklı bir istekle okudum . Geçmişi hatirlamamak adına hızlı hızlı okudum . Ruhsal ve düşünsel baskı beni sıkıştırıyor aynı zamanda biraz da zevk veriyordu birakamadim.
Satranç oynamayı ilkokulda gururumu inciten bir kaç kişi yüzünden bırakmıştım çok da hevesli değildim ama sonra görmek bile istemedim . Ama kitabı okurken aldığım etki sayesinde tekrar öğrenmek için uygulamalar indirdim . Yukarı - aşağı betimlemeleri , hiçlik , baskı , kaçış , bağımlılık ve hırs beni etkileyen kavramlar oldu . Sonuna geldiğimde satranç oynama isteğim kayboldu . Her bağımlılık gibi zevk veren yanı farkında olmadan yavaş yavaş seni öldürürken bunu bilmemen o adam gibi benide çıkış noktasına sürükledi sanırım .