Gurur bazen tek noktadan kırılıyordu. Bir kemik gibi birbirinden ayrılan iki uç da sızlıyordu. Çevresindeki et şişiyor, içinde öfke ve üzüntü iltihapları biriktiriyordu. Bazen de gurur paramparça oluyordu. İşte o zaman zor kaynıyordu. Gurur parçalarını bir araya getirmek için platinler, çivilerle tutturmak gerekiyordu. Bu çivilerin en sağlamı da intikam oluyordu...
"Kumar oynar mısın? Hiç sanmıyorum. Kaybedecek çok şeyin var çünkü. Kumar masasına oturamayacak kadar zenginsin. Her ne kadar sahip olduklarının hiçbiri gerçek hayatta para etmiyor olsa da çok zengin olmalısın. Korkaklığını başka türlü açıklamak mümkün değil. Dünyanın en zengin adamı kadar korkaksın! Oysa yoksulsun. Neden? Yoksulluğunun nedenini sormuyorum. Korkaklığını kastediyorum. Neden? Çünkü hiçbir bankaya yatıramayacağın kadar hayat dolusun. Çok berbat bir durum bu, asker. Hayata bu kadar bağlanmak. Acıdan bu denli uzak kalmaya çalışmak. Her emri yerine getirmek. Yükselen sesler karşısında titremek. Korku seni mahvetmiş. Korku, beynini kafatasından sökmüş."