Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bu insanlar hepimizin çevresinde bulunur ve zaman zaman bizde kızgınlık yaratırlar. Yalnızca isi düştüğünde ya da dert anlatmak için bizi arayanlar, kargilastigimizda bizim o andaki koşullarımız ne olursa olsun sürekli kendilerinden ve sorunlarından söz edenler oldukça sık yaşadığımız örneklerdir. Böyle insanlar gerçekten bizi görmek istedikleri için degil, o anda yalnız kalmak istemedikleri için bizi ararlar. İlişkileri sürdürme çabalarnin gerisinde de "günün birinde gerekli olabilecegimiz" düsüncesi bulunur. Bize ilgi gösterirler, ama bu bizi anlamaya çalışmaktan uzak, "yatirim" amacini içeren bir tutumdur. Kisa bir süre sonra mutlaka karsilginda bir seyler istenir, veremedi-gimizde de kendi verdiklerini hatirlatarak bizi suçlamaya çalisa-bilirler. Vaktiyle gösterdikleri ilginin aslinda bize gerçekten bir sey vermekten çok, kendi yalnızlıklarından kaynaklandigini ve karşılık beklentisiyle verildigi için, vermek olmadigini göre-mezler.
Kahir ve üzüntü, insanin kendi varolus alanini daraltabilmesini ve dolayisiyla sorumluluklarini azaltabilmesini saglar. Böyle bir insan, bir yandan kendini ezdirirken, öte yandan bu nedenle çevresini suçlar. Tüm davranislar acilarinin çevresinde ör-gütlenmistir. Bu duygularin içinde kendi benligini yitirdikçe, gevresindeki insanlarin kendisine layik oldugu seyleri vermedikleri yakinmalari da artar. Böyle biri için mutlu bir olay ve iyimserlik ürkütücüdür. Çünkü bu duygularin insan nereye gö-türebilecegi belirsizdir. Oysa acinin sinirlari bellidir ve diger insanlarla iligkinin sürdürülebilmesini saglar.
"Türkiye evlatlarına kendisinden başka bir seyle meşgul olma imkânini vermiyor. Bu itibarla bizim eve pek benziyor." Evlâtlarina talih çarkini kendileri için çevirme izni vermeyen boğucu bir ev. Besleyen degil, yutan ebeveyn: "Türkiye beni yedin!"
Son yılların popüler “Coğrafya kaderdir”ini Türkçede ilk dile getiren Tanpınar’dı. İkinci Dünya Savaşı’ndan hemen sonra yazdığı “Savaş ve Barış Hakkında Düşünceler”de coğrafyanın ülkeler için bir kader olduğunu söyler. Nazi Almanyası’nın Avrupa coğrafyasındaki kaderine ayak uyduramadığı için yenildiğinden söz ediyordur: “Coğrafya bir kaderdir. Bu demektir ki, bunun gereklerini kabul etmek, ona ayak uydurmak şartıyla onunla iyi kötü uzlaşılabilir. Fakat bu şartları büsbütün unutanlar için perişanlık mukadderdir.”