Kitap, modern dünyanın karmaşasından sıkılıp bir nefes almak isteyen, "Biz bu koşuşturmacada neyi kaybettik?" diye soran herkes için sıcacık bir davet aslında.
Kitabın merkezinde hissettiğimiz şey ise: Varlık.
İbrahim Kalın, ünlü Alman düşünür Martin Heidegger'in Baden-Württemberg eyaleti, Todtnauberg köyünde o meşhur, sade kulübesine yaptığı yolculuğu sadece fiziksel bir gezi olarak anlatmıyor; aynı zamanda modern insanın unuttuğu "Varlık" dediğimiz o büyük hakikate doğru yapılan felsefi bir yolculuk olarak betimliyor.
İçinde yaşadığımız bu teknoloji çağı ve tüketim kültürünün bizi nasıl da köleleştirdiğini ve her şeyin hızlı bir şekilde ilerlediğini, var olanın ise kendi iç dünyamızda kaybolup gittiğinden dem vuruyor.
Kitabın en özel yanı ise İbrahim Kalın'ın bu derin Batı felsefesini alıp kendi geleneğimizdeki hikmet, tevhit ve huzur kavramlarıyla buluşturması…
Ve Heidegger'in fark ettiği Varlık'ın unutuluşu meselesini bizim düşünce geleneğimiz çok önceden konuşuyordu, diyor.
Varlık'ın kendisinin Tanrı'dan (Hakk'tan) geldiği bilincinin, yani tevhidin, bizi modernliğin kör kuyusundan nasıl çıkarabileceğini anlatıyor uzun uzun.
Kısaca;
Yazar, bizi "Varlık'a kulak vermeye" çağırıyor.
Dünyada sadece tüketerek veya hükmederek değil,
bir şair gibi,
incelikle,
saygıyla
ve 'Varlık'ın bize sunduğu güzelliklerle…
Modern hayatın gürültüsünde Varlık'ın o fısıltısını yeniden duyabilmek için rehber kitap.
Şimdiden keyifli okumalar!..
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İnsan yeryüzünde şiirsel bir biçimde ikamet ettiği oranda kendi hakikatini Varlık'ın hakikatine yaklaştırır. İnsanın hakikati her zaman Varlık'ın hakikatinin ışığıyla anlamlı ve görünür hâle gelir.
Meselemiz mağarada kalıp zincirlerimize âşık olmak değil, mağaradan çıkmak ve özgürleşmektir.
İnsan, bu şekilde ortaya çıkan ve Varlık'ın açık alanına gelen hakikati kavradığı zaman insan olabilir.
Bu yüzden “İnsan olmak demek... saklandığı ve gizlendiği yerden çıkan şeye (yani hakikate) kendini uyumlu hâle getirmek demektir."
Yaratılış metafiziğine dayanmayan her Varlık felsefesi bünyesinde gizli bir nihilizm taşır çünkü Varlık'ı tanrısallaştırmadan 'Neden Varlık?' sorusuna tatmin edici bir cevap vermek mümkün görünmüyor.