(Rüya)(Alpay lüks aracıyla mafya toplantısının yolunu tutmuştu. Bütün babalar gelecekti o yüzden en lüks arabasıyla çıkmıştı. Yanında Samet vardı. Kırmızı ışıkta durdu araç. İki tane küçük çocuk gördüler. İlkokulda olmaları gerekirken can hıraş çalışıyorlardı. Biri araçların camını siliyor diğeri ise mendil satmaya çalışıyordu. Alpayın arabasını görünce hemen ona yöneldiler Trafikteki en lüks araç alpayınkiydi.) (Çocuklardan biri can hıraş aracın camını silerken “Bak ne güzel oldu abi Tertemiz.” Diğeri ise Mendili uzatıp. “Abi ne olur al abi Ekmek parası için. Bir tane al abi) Samet :Çizeceksin arabayı bir gidin istemiyoruz (Devam ederler) İstemiyoruz dedik ya (Alpay dondu kaldı,samete bakıyordu.Samet ise ona dönünce sustu,maziye daldı ve aklına geldi. Alpay ile Samet zor bir çocukluk geçirmişti. Trafik ışıklarının bulunduğu yoğun yollarda biri mendil satardı diğeri araç camı silerdi.İkisinin de gözleri doldu.Alpay Eline kan bulaşmadan önce bütün zorluklara rağmen oldukça neşeli ve hayat dolu bir çocuktu. Kim olduğunu hatırladı.Alpay camı açtı ve çocukların eğitim masraflarını karşıladı ve ikiside çocuklara sık sık tembihlediler.) Samet: 5’den aşağı not görmeyeceğim Yanlış herhangi bir yola saptığınızı da görmek istemiyorum. Hayatınızı kazanacaksınız,doğru yolda emek verdiğiniz sürece arkanızda olacağız. Yüzümüzü kara çıkarmayın (Çocuklar söz verdiler ve teşekkür ettiler.)
Edebiyat
Ayıp rezil dilinde şan oldum sanır Kamış ses verince ney oldum sanır Yalan dilden çıkınca söz oldum sanır Aptal ata binince Bey oldum sanır
Reklam
Kadın olmak mali, fiziksel güçten daha farklı.
Ağır işleri öne sürüp ev işlerini küçük gören erkeklere sözüm var. Tamam. Sanayi, maden ve inşaat kadar ağır bir iş değil ama bir kadın için yorucu. O çocuklara bakmak falan da psikolojik olarakta yorucu. Bazı erkeklere bu işler kolay geliyor. Öncelikle her evde bulaşık makinesi yok. Elde ben bulaşık yıkıyorum. Her gün evi elektrikli süpürgeyle çekiyorum. Bazen de siliyorum. Her gün lavabo yıkıyorum ve el yıkama yerlerini de temizliyorum. Her gün gün içinde yere öğlen, akşam dökülen şeyleri de elektrikli süpürge hariç temizliyorum. Evi düzenliyorum. Neredeyse her gün çamaşırları asıyorum. Çamaşırları katlayıp koyuyorum. Akşam babam geliyor. Su istiyor. Tuz istiyor. Yemeği koydurtuyor bazen. Banyoyu, balkonları sadece ben yıkamıyorum. Yemekleri annem evdeyse ve yapacak haldeyse hep o yapıyor. Yaptığı yemek 3 öğün. Öğlen çocuklar yiyor. Ekstra yük. Bunlar da ev işi ve annem yapıyor. İki öğün bulaşığı da rahatsız olmazsa ve evdeyse o yıkıyor. Ben genelde 1 öğün yıkıyorum. Misafir gelirse 2 öğün yıkıyorum. Annem evde olmazsa, hasta olursa 3 öğün yıkıyorum. Üstelik annem evde olmazsa 2 öğün kesin olarak benim yemek yapmam gerekiyor. Bu hariç dolap temizliği var. Toz temizliği veya mevsimlik işler. Salça ve konserve işleri gibi. Bir de arada annem mantı dökme ve sarma sarma icadı çıkarıyor. İşler daha da artıyor. Sosyal hayat mı? Zor. İş yapmaktan dışarı çıkmaya az vaktim oluyor. Bir yere gezmeye de gidemiyorum. Akşam eve dönünce leş gibi bir evde oturmak istemiyorum. Sırf bu yüzden işe giremiyorum. Aile evinden çıkıp ayrı minik ev tutunca işim kolay olacak. O zaman ancak ev işleri kolay ve sosyal hayatım daha iyi olacak. Ama evlenmek ve aile evinde kalmak mı? Kötü. Asgari ücretle de çalışamam. Mutlaka ayrı eve çıkmak için atanmam gerekiyor. Bir kadın olmak bu yüzden zor.
1000Kitap
*gurbet "bahçede bülbül öter yarim gurbete gider" kırk ikindileri yüzüme yüzümü ellerine çevirdim uzun süren bir serinliktin dar avlularda gibi fesleğen ıtır sardunya. "çok bekledim yolunu ne mektup var ne haber" çıktığın patikalarda ince ördün gidişlerini ayak izlerinde bulamadığım dönüşlerini yumuşat bir çiçeği nasıl başlatabilir hoyrat bir rüzgar dağ nasıl anlasın karın ona koşarak geldiğini "n'oldu gönüle, n'oldu sarardı gazel oldu" hicran ne ağır kelime gürzünü vuruyor sineme oy sineme beni koyu gecelere emanet etme kurtar girdap derinliğinden sana inanmak karı olsun bu plastik günlerin beni çağırsın serin ellerin
Benim şiirim
Benim Şiirim Ley’Lâ… Ley’Lâ zaman kan süzüyor kulaklarıma hıçkırığa mahkum biçare gönlüm, Ey sessiz ölüm gelsene,nerdesin adını yazsana dudaklarıma, Yaşadım ölümü ölmeden önce bana sonsuzluğu beklemek düştü, Ley’Lâ hafızası ölü nakkaş gibiyim çekiyorum mutsuzluğun yasını, Ayaklara mahkum bir baş gibiyim kapattım kalbimin son kapısını… İbrahim… İçimde işliyor derin bir yara, ıssız ovaların nehiriyim ben, Bakmayın çevremi kuşatanlara, hüznün, yalnızlığın şairiyim ben, Ruhumda ölümü yaşadım ölmeden önce uyandım, mutsuzluk geri dönünce, Ayaklara mahkum bir baş gibiyim, kapattım kalbimin son kapısını, Hafızası ölü nakkaş gibiyim, çekiyorum mutsuzluğun yasını, İçimde işliyor derin bir yara, aşkın öldürmeyen zehiriyim ben, Mazide benim de yüzüm gülmüştü, bana sonsuzluğu beklemek düştü…
Şiir
İT ve KURD
İt ile kurd arasında dağda bir olay olmuş. İt köye inince, kurd ile geçen macerasını meraklılara anlatmış. Aklı başında olan kişi, itten her duyduğuna inananlara "Siz hele olayı birde Kurd'tan dinleyin" demiş.
Reklam
Reklam