Bonaparte'n bir gün bir Fransız Leydisini politikayla uğraștığı için azarladığı söylenir. "Bayım," diye yanıt vermiș Leydi, "Kadınların ölüme gönderildiği bir ülkede, doğaldır ki kadınlar nedenini bilmek isterler." Ve, sevgili kızkardeșler, kadınların așağılandığı ve hayvan yerine konduğu ve karșılarındaki kișilerin kamçı altunda kana bulandığı-"Siyah tellallarının" yıkıntılarında satıldığı-elle- rinden kazançlarının alndığı kocalarından koparıldığı ve zorla iffetlerinin ve çocuklarının yağmalandığı bir ülkede; tabi ki böyle bir ülkede, doğaldır ki kadınlar "neden olduğunu" bilmek isteyeceklerdir özellikle bu kan zorbalığı ve adsız dehşet, Kilisemizin ilkelerinin ihlaliyle yaşanırken. Biz, öyleyse durumu kabullenmiyoruz ve kabullenemeyiz de, çünkü kadınların tembelce ellerini kavuşturmaları ve gözlerini ve kulaklarını ülkemizde yaşanan "korkunç șeylere" kapamaları gerektiği konusu, politik bir konudur. Bizim davranma zorunluluğumuzun reddi, davranma hakkımızın reddinin kabacasıdır; ve eğer davranmaya hakkımız yoksa, o zaman biz de "Kuzeyin beyaz köleleri" diye çağrılabiliriz. Çünkü bağlanmış kardeşlerimiz gibi, dudaklarımızı sessizlik ve umutsuzlukla mühürlemeliyiz.