Yirminci yüzyılın ünlü erdem teorisyeni ve etik tarihçisi Alasdair MacIntyre'ın anlattığı Hobbes'la ilgili bir anektoda göre, onu bir gün St. Paul Katedrali'nin avlusunda, yoksul bir adama sadaka verirken görmüşler. Onun bu davranışını gören bir Anglikan papazı, sadece kendisinin değil, herkesin gözünde imansız ve ateist biri olan Hobbes'u teorisiyle çelişir görmekten dolayı sevinerek ona, bu davranışının nedenini ve "acaba İsa emretmeseydi, sadaka verir miydin?" sorusunu sormuş. Hobbes papaza "yoksula yardım ettim, çünkü bu onu sevindirdi; onun sevindiğini görmek, beni mutlu etti" diyerek cevap vermiş, yani davranışının kendi çıkarına uygun bir davranış olduğu için iyi bir davranış olduğunu ima etmiş. Başka bir deyişle, davranışını kendi teorisiyle, yani insanın bütün arzularının öz-çıkara dayandığı teorisiyle tutarlı hale getirmeye çalışmış.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bacon'a göre insanlarda kendi düşünce ve kararlarını destekleyen şeyleri görme, kendi düşüncelerine karşıt olanları görmezden gelme gibi bir eğilim vardır. Yine insanlarda birtakım sonuçlara, sabırla delil toplamaya devam etmeden, aceleyle varma gibi doğal diye niteleyebileceğimiz bir telaş vardır.
Yöntem, insan aklı için gerekli olup tıpkı elin bir iş yaparken alete ihtiyaç duyması gibi, aklın da yardımcı ve destekleyici bir alete ihtiyacı vardır. Bu alet de yöntemdir.
Bacon'a göre, doğaya gitmeden yalnızca kavramlar ve sözcüklerle düşünmek, yöntemsiz ve plansız hareket etmek demektir. Nitekim o, böyle hareket etmesine izin verilmesi durumunda aklın kendisinden bekleneni veremeyeceğini, onun gücünün boş yere yüceltilmiş olacağını ileri sürer. Doğayı gözlemeksizin yalnızca aklın gücüyle ortaya konan aldatıcı düşünceler, spekülasyonlar, teoriler hiçbir işe yaramadıkları gibi, bilginin ortaya çıkışı ve gelişimine engel teşkil ederler.