Bilmeyen insan, yine de insandır. Cehalet, insanı insan olmaktan çıkarmaz. Peki ya bilmeyi istememek? Bilme yetisini harekete geçirecek istek ve arzudan, yani aşktan mahrum olmak? Hayret etmemek? Merak yetisini kaybetmek? Bilmediğini bilmek hakkından vazgeçmek? Bilmediğini dahi bilmeden yaşamak? Aşksız yaşamak?
Kon-uş-mak sözcüğü işteşlik bildirir ve iki kişinin karşı karşıya konması anlamına gelir. Zamanla bu sözcük aynı mahalde, aynı mekânda, aynı yerde bulunmaktan hareketle söyleşmek anlamını kazanmıştır.
Varolmadığımız bir zaman vardı. Varoluşumuzu kendimize değil başkasına, başkalarına borçluyuz. Varolmak için başkasına muhtacız.
Demek ki insan, sıfatları itibariyle değil, zatı/özü itibariyle de fakirdir; varoluşun nitelikleri bakımından değil, bizzat varoluşu bakımından da başkasına muhtaçtır.