Gezenti Çocuklar, tarihi duyarlılığı yüksek, Hasankeyf’te yaşayan bilgili, çalışkan ve gönüllü çocuklardan oluşan özel bir topluluktur. Azat, Helin, Selim, Elif ve Elif’in abisi, ilçeye gelen misafirlere Hasankeyf Kalesi’ni gezdirerek tarih bilincinin yaşatılmasına katkı sağlarlar.
Hikâye, Elif’in ağzından anlatılır. Elif, ailesi, abisi ve ninesiyle birlikte Hasankeyf’te yaşar. Bir gün köye önemli bir grubun geleceği haberi duyulur; herkes bu ziyareti “talih kuşu” olarak görür. Ama daha sonra öyle olmadığı anlaşılır. Gezenti Çocuklar, her zamanki gibi meşe ağacının altında toplanır ve misafirleri nasıl karşılayacaklarını konuşurlar. Onların gezenti olmasının ayırt edici özelliği ise bisikletleridir; bu özgürlük, Hasankeyf’in sokaklarında dolaşmalarını sağlar.
Ancak köy kahvesine gelen siyah giysili, adeta birer ajanı andıran adamların getirdiği haber her şeyi değiştirir: Dicle Nehri üzerine büyük bir baraj kurulacaktır. Ninenin anlattığı masalların, efsanelerin yurdu olan kadim Hasankeyf; üç ayaklı köprüsüyle, El-Rızk Camiiyle, taş mağaralarıyla ve binlerce yıllık tarihiyle sular altında kalacaktır.
Baraj tamamlanınca köy halkı göç etmek zorunda kalır. Elif ve ailesi İstanbul’a taşınır. Ancak nine için göç, bir sürgüne dönüşür. Toprağından kopmanın hüznüne alışamaz; günden güne solup hastalanır ve vefat eder. Ardında, kırmızı bir kese içinde köyünün toprağını Elif’e emanet eder. Elif, bu toprağı ninesinin mezarına döker; böylece hem bir vefayı hem bir hatırayı geleceğe taşır.
Bu eser, insan eliyle yok edilen tarihî mirasların sessiz bir çığlığıdır. İnsan–tarih–toprak ilişkisini içten bir dille ele alan kıymetli yazarımız Serap Şahin, Hasankeyf’te öğretmenlikte geçirdiği dokuz yılın bir vefa borcu olarak bu hikâyeyi kaleme aldığını söyler. Kelimelerin okuyucu