Aslani yarali bırakırsan ( gerek Adnan Menderes'in seçimi ilk kazandiginda geçmişin hesabını sormayacagiz demesi, gerekse ihtilal çalışmalarına karşı yarım yamalak tedbir alması) gün gelir aslan seni parçalar ve de öyle olmuştur.
Yaklaşık yarım asırda bir milletin hem dini, hem de sosyal hayatının ne hale geldiğini, üç kuşağın arasındaki bağın birbirinden nasıl koparıldığını gözler önüne seren harika bir kitap.
Her bir paragrafının paylaşılması gereken, Ankara kadını ile İstanbul Hanımefendisinin arasındaki farkı ortaya çıkartan, yıllarca saklanan tarihimize ışık tutan, sıkıntılı ekonomimizin temellerinin nasıl atıldığını gösteren ............ muazzam tarihi bir roman.
Kitabın son kısmında Mesnevide yer alan bir öyküden yola cıkılarak yazıldığını belirtmiş.Ancak mesnevi ile, islamiyet ile bağdaşmayan kısımlar mevcut.Müslüman bir ülke olan Endülüs şehrinde gördükleri ile ilgili bir paragraf:"Bir kaç saat içinde ELELE TUTUŞARAK DOLAŞAN ERKEKLER, yüzleri peçeli kadınlar, yüksek kulelerin tepelerine çıkıp şarkı söyleyen din adamları, bunların çevresinde de diz çöküp alınlarını yere vuran ınsanlar görmüştü." (Sayfa:51)Billuriyecinin imkanı olduğu halde Cenab-ı Hakkın emri olan Hacca gitmekten imtina edip, oranın özlemi ile yaşamanın daha iyi olduğunu yazmış.İlk bakışta bunlar masum gibi dursada dünya genelinde okunan bir kitap olduğu icin islamofobiye neden olmaktadır.