Aidiyet damarının içinden akmanız için, girmek istediğiniz gruba ya ganimetinizi göstermeniz gerekiyor ya da yaralarınızı. Ganimeti göstermek kolaydır. Zor olan yarayı göstermektir. Yaranızın taze olduğunu, kabuk bağlamadığını her gün ispat etmeniz gerekir. En zayıf noktanızı servise açmanız. Ağlamanız. Bulunduğunuz her ortamda acıların kraliçesi olarak tek fıskiye havuz durumunda olmanız gerekir.
"Kendimizi tanıtıyoruz öyle mi? Bu o kadar kolay bir şey mi? Bütün kadim dinler 'kendini tanı' diyor. Demek ki ömür bitiyor da kendini tanıyamıyor insan."
Ferahnaz Hanım'ın içinde, hiç gidilmemiş dağların doruğundan alınmış bir avuç kar ile günlerce en ıssız vadilerden akmış ırmakların berraklığı birbirine giriyordu.
Her dal kökünden ayrı olarak zamanın içinde çiçeklenmiş bir neşe ile yüzüyordu. Ama ne çiçeklerin ne de dalların ömrü uzun olacaktı. Çünkü her ömür kökten besleniyor, her canlı bir kök ile hayat suyuna kavuşuyor. Köksüzlüğün özgürlüğü kısa bir süreliğine neşeli, renkli ve çiçekli olabilir. Ama neşeli dalların ömürsüzlüğünü en iyi anlayan kuşlar...
Konacak dal bulamadan öylece kanat çırpmaya devam ediyorlar.
Mecburen işe gidiyorum tabii, kapitalizmde ayrılık izni diye bir şey yok. Çalışmak, kafayı serin tutmamı sağlıyor hem, çok düşünmüyorum.
...
Yani diyorum ki, dönmeyeceksen de mühim değil, bu duygu bana yeter, senin canın sağ olsun Osman.