Deli Kurt , ertesi sabah erkenden köyü terk etti. Yalnız köyü değil her şeyi bırakıyordu.
Çökmüş , bitmiş , mahvolumuştu. Kaçıyordu. Tımarını , alay beğliğini , evini bırakarak bilmediği bir yere gidiyordu. Nereye gideceğini kendisi de bilmiyordu. Yollar nereye götürürse oraya gidecekti.
acıya dayanabilir miyim diye aklından geçen soruya cevap vermeden birden bire gönlünün içinde bir ışığın bütün benliğini doldurduğunu sezdi. Anlamıştı. Artık kendisinden de saklayamayacaktı.
Ölümü düşündüm. Ölümlerin en kötüsü, bir bataklıkta, çırpına çırpına, ümidin her an biraz daha azaldığını göre göre ölmekmiş gibi duymuştum