Kudüs'ü yalnızca “Peygamberimizin Mirac'a çıktığı yer” olarak algılayan ve ötesine kafa yormayan bir Müslüman tipi, herhalde İsrail'in arayıp da bulamadığı bir şeydi.
Seyahat etmekle ilgili ayetlerin belki de en dikkat çekicisi şu: “Sizden önce de nice nice yaşam tarzları/medeniyetler/usuller gelip geçmiştir. O halde, yeryüzünde gezip dolaşın da (hakikati) yalan sayanların akıbeti nasıl olmuş, bir bakın.” (Al-i İmrân, 137)
Bugün bizim uçakla birkaç saatte kolayca kat ettiğimiz mesafeler için, eskiden aylar süren zorlu ve riskli yolculukları göze almak gerekiyordu. Barınmadaki konfor ve beslenmedeki çeşitlilik konusunda da, eskiler bizim kadar şanslı değildi. Konaklama, ısınma ve serinleme şartları bugünle asla kıyaslanamayacağı gibi, bizim şimdi oturduğumuz sofralar onların akıllarının ucundan bile geçemezdi. Ama onların sahip olduğu bir şey, bugün bizde çok eksik: Merak. Tarih, bilgiye ve irfana olan merak ve açlıkları sayesinde dünyanın uzak köşelerine seyahat eden derin adamların baş döndürücü hikâyeleriyle dolu. İlmî ve kültürel birikim anlamında bugün neye sahipsek, o seyahat ve seferlerin semeresi. Hepimiz, onlara karşı ödenmez borçların içindeyiz.