Trabzon, Ganita çay bahçesinde bir kızı burnundan öpüp, dalgalara fırlatıp, yere göğe yemin etmiştim. Bu kadar muhteşem bir mutluluk sancısını veren Allah'ın bütün işkencelerine ömrümün sonuna kadar dayanacağım. Hepsi o öpücük aşkına.
Omlet yemek istiyoruz, lakin yumurtaların kırılmasına da gönlümüz razı değil. Olacak iş mi? Eskiden "Durmayalım, düşeriz." derlerdi. Şimdi düştüğümüz, her tarafımızın çürükler içinde oluşundan belli. Ama düşünmeye hâlâ niyetimiz yok gibi.
İnsanın taş yemeye ihtiyacı yok diyorsun. Öyleyse şunu düşün: İnsanın ihtiyacı olandan fazlasını elinde tutması kendisi için taş gibidir. Bu yalnız mallar, servet, güç gibi nesnelerde geçerli değil. Merhamet, şefkat, tevazu gibi şeyler için de böyle.