Robert Greene, insanlık tarihinin en gizli odalarında, saray koridorlarında ve kanlı taht kavgalarında biriken o tekinsiz tecrübeyi adeta bir cerrah titizliğiyle süzerek gücün ve manipülasyonun evrensel el kitabını İktidar: Güç Sahibi Olmanın 48 Yasası adlı eserinde önümüze seriyor. Sayfaları araladığınızda karşınıza modern dünyanın o steril, yapay ve kibar ahlak kuralları değil; insan doğasının en çıplak, en acımasız ve gizlenen karanlık dehlizleri çıkıyor. Asıl dehası da buradadır yazarın; gücü sadece bir statü ya da zenginlik aracı olarak görmeyip, onu insan ilişkilerinin, manipülasyonun ve hayatta kalma sanatının görünmez birer yasası olarak konumlandırıyor. Sahi, niyetinizi gizlemeden, etrafınızdakilere tamamen açık bir kartla oynayarak bu kurtlar sofrasında ayakta kalmanız ve o tepe noktasına ulaşmanız ne kadar mümkündür; yoksa zirvede kalmanın bedeli, bazen en yakınındaki gölgeleri bile doğru yönetmekten mi geçer? Yazar, tarihsel anekdotları ve makyavelist stratejileri o kadar eyvallahsız, o kadar çarpıcı ve insanı kendi dürüstlüğüyle yüzleştiren bir dille aktarıyor ki, okurken içinizdeki o stratejik düşünme arzusu yerini derin bir ürpertiye bırakıyor. İşte bu yüzden; sadece liderlik koltuğuna göz dikenlerin değil, modern hayatın o karmaşık güç savaşlarında piyon olmak yerine oyunu kuralına göre oynamak isteyen her sıkı okurun bu strateji kutsal kitabını satır satır zihnine kazıması gerekiyor. Kitabın kapağını kapatıp etrafınızdaki dünyaya baktığınızda o kaçınılmaz gerçekle yüzleşiyorsunuz: Siz bu acımasız satranç tahtasında hamle yapan bir usta mısınız, yoksa başkalarının zaferine giden yolda feda edilmeyi bekleyen bir piyon mu?