Puan vermedi·374 syf.··
2024 191. kitabı
yazarın ne demek istediğini anlamadım, yaz olduğundan mı nedir kitaba doğru dürüst odaklanamadım bile. zor bir okuma; hiç de sürükleyici değil. noktasız virgülsüz soluksuz upuzun bir tirad gibi. noktalama işaretleri yok, belirgin bir olay örgüsü yok...Woolf, Beckett ve Krasznahorkai veya Perec sevenlerin bundan tatalacağını düşünüyorum.
SorgulamaRobert Pinget · Yapı Kredi Yayınları · 19961 okunma
Puan vermedi·110 syf.··
2024 4. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 18 Ocak 2024 01:52
Hikayenin başından sonuna, adı geçen her karakter Mösyö Songe'nin hayal ürünüymüş gibi hissettim. Yaşlı bir adamın günlük hayatı, iç dünyası, düşünceleri, olaylara tepkileri anlatılıyor. Çok bilinmese ve çok okunmasa da keşfedilmesi gereken, hayata bir ara durak tadında bir kitap.
Mösyö SongeRobert Pinget · Yapı Kredi Yayınları · 200230 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Herkese Kıymetimi Bilemedin Diyen Adam
6/10
·110 syf.··
Beğendi
·
2023 53. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 14 Ekim 2023 10:39
Mösyö Songe, emekli hayatı yaşayan fakat kendinden başkasıyla geçinemeyen birisidir. Bununla beraber yalnızlıktan ödü kopan yapısı dolayısıyla olaylara kimi zaman kayıtsız kalmayı tercih eder. Öyküde yanında çalışan ihtiyar bir hizmetçi ve yeğeni ile olan olaylar izliyoruz. Farklı bir kişiliğin hayatı ne hale getirdiğini görmek isteyenlere tavsiye ederim. Ancak bir aksiyon ya da önemli olaylar dizisi arayanların sıkılabileceğini de belirtmeliyim.
Edebiyat anlatı
Mösyö SongeRobert Pinget · Yapı Kredi Yayınları · 200230 okunma
8/10
·103 syf.··
Beğendi
·
2021 57. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2021 02:43
Robert Pinget, Mösyö Songe'yi uzun soluklu yazdığı kitaplarına mola vermek istediği zaman yazdığı ufak karalamalar olarak tanımlamış. Mösyö Songe; emekli, yalnız bir adam. Gündelik hayatının durgunluğunda bazı noktalara takılıyor, düşünüyor ve yazıyor. Bir yeğen-dayı ilişkisi sorgulanıyor kitap boyunca. Kendi yeğeninden, dayısından, arkadaşlarının yeğenlerinden, dayılarından vs. Anlatımı çok farklı, bir kez okuduğum cümleyi tekrar okuyunca başka bir anlam çıkıyor sanki. Farklı teknikler kullanılmış satır aralarında. Bazen kavram karmaşası yaşasam da kitabın hissettirdiği sıcaklığa değdi. Sakin ve keyifli bir okuma yapmak istiyorsanız tavsiye edebileceğim bir kitap.
Mösyö SongeRobert Pinget · Yapı Kredi Yayınları · 200230 okunma
8/10
·197 syf.··
2021 33. kitabı
·
35 saatte okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2021 20:49
Fransız yazar Robert Pinget, döneminde Yeni Roman akımına katılmış sayılı yazarlardan birisi olmasına rağmen ismini duyan çok yoktur. Günümüzde hakkında hemen hiçbir kaynak bulunmaması ile birlikte yaşadığı dönemde de adından söz ettirememiş. Kendisinin bu yönde bir gayesi de yokmuş zaten. O dönem Samuel Beckett'in yakın arkadaşı olması ile birlikte Beckett'ten yazarlık tavsiyeleri bile alırmış. Hatta Mösyö Songe'unu Beckett'in önerileri üzerine yazmış. Fakat katıldığı akımlar, dönemin ses getirmiş yazar arkadaşları onun ön plana çıkmasını sağlayamamış. Bunun tam aksine Pinget edebiyat dergilerinden, kendisini göstereceği her türlü yerden uzaklaşıp gözlerden ırak yapıtlarını sunmayı tercih etmiş. Bir Fransız gazetesine verdiği röportajda şöyle demiş yazar: "Karakterlerimi gördüğümden daha fazla duyuyorum. Dediklerini yazıyorum. Yazmak için yazdıklarımı duymam gerekiyor." Pinget'in amacı kendisini duyurmaktan çok uzaklaşıyor, anlaşıldığı üzere. Onun esas gayesi önce kendi kendisini duymak ve bu bağlamda karakterlerini yaratmak oluyor. Libera'da dikkatimizi çeken ilk şey bu duyum meselesi. Kitap öyle yazılmış ki karakterler konuşurken veya susarken bir ağıt duyuluyor okurun kafasında. Kitap baştan sonra bir yakarış, bir dua hissi veriyor. Bu his bir süre sonra bizi rahatsız ediyor zira kitapta kullanılan bilinç akışı tekniği cümleleri birbiri içine geçiriyor, bir anlamda karakterlerin yaktıkları ağıtlar da birbirine karışıyor. Pinget'in bu bilinç akışı tekniğini kullanma şekli de burada beliriyor. Yazarın bu tekniği yaratma gibi bir amacı yok. Bu öyle bir amaçsızlık ki yazar zaman zaman karakterlerin isimlerini bile karıştırıyor. Bilinçlerin akışının tamamen yazarın istenci dışında ortaya çıkmış olduğu göze çarpıyor. Sanki karakterler durmadan konuşuyor, zihinleri
LiberaRobert Pinget · Yapı Kredi Yayınları · 20046 okunma
8/10
·160 syf.··
2020 39. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2020 18:09
Kitap; yazarın sürgündeki ilk yıllarında geldiği kente bakışı, orada hissettiklerini anlatmasıyla başlıyor. Sonrasında daha çok çocukluk yıllarındaki anılarını anlatıyor. Anlatım tekniği olarak Robert Pinget'nin bir romanında, cinayet olayının sorgulanmasında kullandığı soruşturma  yöntemini kullandığını belirtiyor, yazar. Yazar, 1979'da İsveç'e yerleştikten bir yıl sonra vatandaşlıktan çıkarılmış ve Türkiye'ye ancak 1989 yılında dönebilmiş. Belki de bu zorunlu gidiş nedeniyle yerleştiği kuzey ülkesindeki izlenimleri, hisleri genelde duyduklarımdan hayli farklı. Örneğin kuzey ülkelerinin yaz mevsimine hep imrenmişimdir, o "beyaz geceler"i hep çok güzel hayal etmişimdir ama yazar bundan yakınıyor, geceyi özlüyordu. Bunun yanında  iklimden duyduğu rahatsızlıktan yakınıyor, güneşi özlediğinden de bahsediyordu, insanların yalnızlığına değiniyordu arada hatta insanların yokluğuna.. İstanbul'da, İzmir'de geçirdiği çocukluk ve gençlik yıllarının ardından birçok yönden ona soğuk ve insansız gelen bu kentin sokaklarında çizdiği yürüyüş yollarını anlatıyor. Çocukluğunun ve gençliğinin anılarını anlatırken  dönemin yaşam tarzına, insanların yaşayışına da tanık oluyorsunuz. Birden fazla yerde geçen olaylar o dönemlerde farklı yerlerin farklı özelliklerini de görmemizi sağlıyor. Ancak yine de anlatının baş unsuru yazarın düşünceleri ve hissettikleri olarak kalıyor. Okuması keyifli, anlatımı yoğun bir kitaptı ama bazı bölümlerde başladığınız cümle ara sözle kesilip ara söz içinde açılan parantezle ayrı bir açıklamaya geçiyor sonra cümleye devam ettiğinizde başını kaçırdığınız hissini yaratıyor. En azından ben çoğu cümleye başlayıp açıklamaları bitirince başa dönmek ve bu kez açıklamaları atlayarak yeniden okumak durumunda kaldım. Bir bölümde sıkça kullanılan bu labirentli
Edebiyat
İthaka’ya YolculukDemir Özlü · Yapı Kredi Yayınları · 202037 okunma