Gerçeklik, şarkı söyleyen annesiyle neşe saçan babasının olduğu bu arabanın içinde değil, boşalttığı yağmurla kendini tüketen, bulutlu ve karanlık gökyüzündeydi.
Köylülerin çamurlu-köy geçmişi çoktan koca bir kuşağın gerisinde kaldığı halde bu köylüde hâlâ bir köylünün düşü yaşıyordu: salt özgür olmak değil unvan kazanma özgürlüğüne de sahip olmak.
Atalarımız aydınlık yeryüzünün dört bir yanını duvarlarla bölerek bir gölgeler dünyası yarattı, oluşan karanlığın içine kadınları yerleştirdi ve onları bu dünyanın en beyaz canlıları ilan etti.
Güzellik denen şey, hayatın hâlihazırda var olan gerçeklerinden doğar. Karanlık odalarda yaşamak zorunda kalan atalarımız da göz açıp kapayıncaya kadar gölgelerin içindeki güzellikleri keşfedip zamanla güzelliğe hizmet edecek gölgeler yaratmaya koyuldular.